18 Ekim 2011 Salı

Yatak artık cazip gelmiyorsa

Seks artık size cazip gelmiyorsa gecenize renk katacak, yatağınızı alevlendirecek aşağıdaki yöntemleri uygulamalısınız...
Her defasında eşinizi bahaneler bularak uyutmaya çalışıyorsunuz. Çiftler arasında yaşanan bu sorun cinsel soğukluk olarak adlandırılıyor. Sorun çok önemli çözülemeyecek bir problem değil. Nedenleri kesin olarak bulunduğunda, çözümü çiftlere kalıyor.

Çalışma hayatının etkisi

Çalışan bir kadınsınız ve iş ortamınızda oldukça gergin saatler yaşıyorsunuz. Eve geldiğinizde doğal olarak iş yaşamında yaşadıklarınız özel hayatınıza yansıyor. Bu nedenle seks yapmaktan vazgeçmiş olabilirsiniz. Ya da çalışmıyorsunuz, çocuklarınız var ve bütün gün evle uğraşıyorsunuz, bu monotonluk da sizin seksten soğumanıza neden olabilir. İlk önce beyninizde sizi meşgul eden kötü düşünceleri bir kenara atın, kendinizi sevdiğiniz erkeğin kollarına bırakın.

Aynı şeyleri yapmayın

Belki de partnerinizle birlikte aynı pozisyonda aynı şeyleri yapmaktan bıktınız. O zaman ilişkinize heyecanlar katın, eşinizi de buna ortak edin. Küçük oyunlar oynayın, fantezilerinizi gerçekleştirin. Bu, ilişkinize renk getirecek, cinsel isteği karşılıklı olarak artıracaktır. Böylece seks daha eğlenceli bir hal alacaktır.

Adet dönemlerinde

Özellikle kadınlar adet dönemleri yaklaştıkça sinirli, asabi olurlar. Bazı günlerde hormonların etkisiyle seks istemeyebilirler. Bu doğaldır ve bunu aşmanız için spor yapmak en önemli etkendir. Bu dönemde kendinizi sekse beyin olarak hazırlayabilirsiniz. Örneğin; neler yapacağınızın hayalini kurarak, partnerinizi düşünür ve rahatlarsınız.

Doğum kontrol hapları

Doğum kontrol haplarının hormonlar üzerinde yaptığı değişiklikler nedeniyle olumsuz etkilenebilirsiniz. Bu haplar vajinanın kuruluğunu artırır ve cinsel isteksizlik ortaya çıkar. Bu nedenle doktor kontrolünde kendinize uygun bir hap kullanmalısınız.

Zevkin doyulmaz tadına hazırlanın!

Sevgilinizin vücuduna dokunurken doğru teknikleri kullanırsanız seksten alacağı zevkin ikiye katlanacağını biliyor muydunuz?
‘Body Heat' adlı kitabın yazarı Dr. Mark S. Blumberg konuyla ilgili bakın neler söylüyor: ‘Farklı dokunuşlarla ve vücut ısısında yapacağınız değişikliklerle beraber olduğunuz erkeğe yatakta o zamana kadar tatmadığı şeyleri yaşatmak elinizde'.

Onu çıldırtacak teknikler yazımızın geri kalan bölümünde…

Vücut ısısını yükseltin

Sevgilinizin vücut ısısı yükseldiğinde teni daha hassas olacağından dokunuşlarınızı daha derinden hissedecektir. Dr. Blumberg şöyle konuşuyor: ‘Vücut ısısının yükselmesi kan dolaşımını hızlandırır bu da teninin her türlü dokunuşa daha duyarlı olmasını sağlar'.
‘The Pleasure Zone' adlı kitabın yazarı Stella Resnick sevgilinizin vücut ısısının seksten aldığı zevkle doğrudan bağlantılı olduğunun altını çizerek şunları söylüyor: ‘Tenine üflediğinizde sıcak nefesiniz vücut ısısında bir değişiklik yaratır ki bu da onu doruğa çıkarmak için atılan en güzel adımdır'.

Ona oral seks yapmadan önce bir yudum sıcak su alın ve yutun. İkinci yudumu yutmayın ve oral sekse başladığınızda teninin suya değmesini sağlayın. Ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz.

Sert kadını oynayın

Erkekler yatakta sert olan kadınlardan hoşlanır. Resnick bu konuyla ilgili şunları söylüyor: ‘Erkekler yatakta kendilerinden daha agrasif ve vahşi olan kadınlara bayılır. Kadının şehvetli ve tutkulu olduğunu görmekten çok hoşlanırlar'. Onu deliye çevirmek için içinizdeki hayvansı duyguları dışarı çıkartmayı deneyin. Örneğin saçını çekin. Bu ona acı değil zevk verecektir. Ya da misyoner pozisyonunda sevişirken poposunu sıkın. Sonuçtan memnun kalacaksınız.

Soğuk şeylerle oynayın

Sevgilinizin vücut ısısını düşürürseniz yaptığınız şeylere karşı daha yoğun bir tepki verecektir. Lehigh Üniversitesi'nden Dr. Maria Bykhovskaia konuyla ilgili bakın neler söylüyor: ‘Sinir hücreleri vücut ısısındaki en küçük bir değişikliğe bile tepki verir. Soğuk bir nesneyle vücudunun herhangi bir yerine dokunursanız bu bir zincir reaksiyonuna dönüşerek tüm vücudunu kaplar'. Onu çok etkileyecek olan bu hareketi yapmanın en basit yolu bir buz parçası kullanmaktır. Sevgilinizle sevişmeye başladığınız ilk dakikalarda elinize bir buz parçası alın ve bunu onun terli vücudunda gezdirin. Buzun yararlarından biri de verdiği enerjiyle erkek arkadaşınızın daha uzun süreli sevişmesine olanak sağlaması

Nekadar eteşlisin veya Ateşli bir çift misiniz?

İyi bir çiftsiniz ama yine de o gıptayla bakılanlar arasında yer alamıyor musunuz? İşte ateşli çiftlerin örnek almanız gereken alışkanlıkları…
Birbirinize gerçekten bayılmalısınız

Şehvet kendini çeşitli yollarla gösterir: Baş döndürücü bir cinsellikte, birbirinizi koruma duygusunda, gerekli veya gereksiz tartışmalarda Ara sıra tartışmalarda sevgilinizin size çok sinirlendiğini hissederseniz, bunu kötü değil, iyi bir sinyal olarak algılayın: Demek ki beraberliğinizi gerçekten derinden yaşıyorsunuz.

Telefon numarasını görünce kalbinizin ritmi artmalı

İlişkinin ilk zamanlarında bu duygu çok yaygındır ama ilişki ilerledikçe ve güvenlik duygusu arttıkça yavaş yavaş kaybolur. Sıradan bir çift değilseniz bu şehvet pırıltıları kolay kolay kaybolmaz. Aniden kapıda anahtar sesi duyduğunuzda veya beklemediğiniz bir anda telefon çaldığında kalp atışlarınızın hızlanması iyi yolda olduğunuzu gösterir.

Futbol gibi, daha önce hiç ilgilenmediğiniz şeylerle ilgilenmelisiniz

Cuma akşamları işten geldikten sonra her ne olursa olsun sizin favori programınızı seyrediyor, siz ise futbolun kurallarından hiç haberiniz olmasa da onun takımı yenilince derin bir üzüntü hissediyorsanız, kesinlikle şehvetli bir çiftsiniz. Onun kölesine dönüşün demiyoruz, ama onunla aynı aktivitelere merak duymak, birlikte bir şeyler yapmak ilişkinize iyi gelir. İlişki sırasında diğer kişiye duygusal yatırım yapmak durumunda kalırsınız.

Yüzüne düşen saçı içgüdüsel olarak kaldırmalısınız

Birbirinize olan bağlılığı göstermek için birbirinizin sırtını sabunlayabilir, birbirinize masaj yapabilirsiniz. Birbirine gerçekten derinden bağlı çiftlerin bu hareketlerin yanı sıra, içlerinden gelen, karşı koyamadıkları ve içgüdüsel olarak yaptıkları bazı hareketler daha var. Sinemadayken, dizlerinizi birleştirebilir veya gözüne düşen saçları düzeltebilirsiniz. İlk bakışta önemsiz gibi görünen bu hareketler, partnerin özel alanına girilmesi anlamına gelir ve derin bir bağlanmanın göstergesidir. Birbirinizi o kadar çok arzuluyorsunuz ki ellerinizi birbirinizin üzerinden alamıyorsunuz.

Bu hareketler aranızdaki bağı kuvvetlendirir, çünkü ten teması birbirinize çok yakın hissetmenizi sağlar. Sevgiliniz tarafından yapılan şefkatli bir hareket, içinizde o kadar derin bir tepki uyandırır ki, onu ne kadar çok arzuladığınızı daha da iyi anlarsınız.
Zor durumdayken içgüdüsel olarak onun yardımını istemelisiniz

Aile veya arkadaşlarınızla ilgili durumlarda bile partnerinizin yardımını düşünmek sizin birbirinize derinden bağlı bir çift olduğunuzu gösterir. İçgüdülerinizle onu istemeniz, aranızda derin bir saygı ve empati kurulduğunu gösterir. Bu iki faktör aşkı derin tutar.

Onun için etkileyici kıyafetler giymelisiniz

Evde eşofmanlarınız veya pijamalarınızla gezip, onun gelme saati yaklaştığında kıyafetinizi değiştirmeniz, mini etek giymeniz, partnerinize başkalarından daha düşkün olduğunuzu göstermez. Tam tersi, bunu arada sırada yapıp, tek bir detayı değiştirirseniz (parfümünüzü veya iç çamaşırlarınızı) bu çok daha kıymetlidir. Partnerinizin başını döndürmeyi istemeniz aranızdaki şehveti gösterir. Onun için seksi görünmek istemiyorsanız, ilişkinizde belki çok fazla güven var, ama ne yazık ki şehvet yok demektir. İlişkinizin uzun süreli olmasını istiyorsanız aranızdaki güvene olduğu kadar şehvetin de sürekliliğine önem vermelisiniz.

Aklınızda olmalı

Alışveriş yaparken, onun sevdiği cipslerin önünde geçerken aklınıza sevgiliniz geliyor mu? Tabii ki deyip, hiç düşünmeden sepete 34 paket atıyorsanız ve onun bunları görünce ne kadar sevineceğini düşünerek mutlu oluyorsanız, derinden bağlı bir çiftsiniz demektir. Veya size anlamlı gelen bir müzik duyduğunuzda, otomatik olarak onun için de bir kopya yaparsanız, yine şanslı çiftlerindensiniz. Ayrı olduğunuzda, birbirinizi düşünmekten başka bir şey yapamıyorsanız, evet, su ve hava gibi birbirinize ihtiyacınız var demektir.

Birbirinizi mutlu etme isteği birbiriniz için önemli olduğunuzu gösterir. Partneriniz için önem taşımak derin aşkların ilk göstergelerindendir aynı zamanda. Ayrı olduğunuzda da beraber olmanın bir stratejisi bu. Bu şekilde tecrübelerinizi, yaşadıklarınızı ve yaşantılarınızı paylaşıyorsunuz.

• Uzun zamandır birlikte olmanıza rağmen birbirinize bakarken gülümsemelisiniz

• Çocukken nasıl biri olduğunu merak etmelisiniz

• Seks sırasında birbirinizin gözüne bakmalısınız

• Onu uyurken seyretmek şefkat duygularınızı uyandırmalı
 

Yatakta savaş var! eeeee zizin yatakda ????????????

Cinsellik, erkekler için kendini kanıtlamanın en kolay yolu olarak görülüyor. Bu nedenle partnerine verebildiği zevk, onun cinsel yeteneklerinin aynası da oluyor.
Erkek, birlikte olduğu kadına ne kadar zevk verebilirse, kendini o kadar güçlü ve yetenekli görüyor. Bu gerçekleşmediğinde ise kendini suçluyor. Erkekler için yatak, bir anlamda kendi egolarının "er meydanı".

Egolarının kanıtlanması için kadının onaylayan tavrına ihtiyacı var. Kadın eğer seks sonrası kendisine soğuk davrandıysa, egosu ağır hasar görüyor.

Suçu kendinde arıyor

Aynı sebepten dolayı, partneri cinsel isteksizlik gösterdiğinde ya da müşkülpesent davrandığında suçu yine kendinde, kendi erkeklik gücünde arıyor. Böyle bir durumda kaldığında kendisi de, bir anda sevişmeden soğuyor.

Dikkatli olmak gerek

Seksin büyüsünü, birbirinden hoşlanan iki insanın oluşturduğunu unutmamak gerekiyor. Söz konusu kıvılcım bir kez ortaya çıktığında arzu, bulaşıcı bir hastalık gibi çifti etkisi altına alıyor.

Ancak bu zincirin, taraflardan birinin ufak bir dikkatsizliği ya da dalgınlığı sonucu kırılabileceğini unutmamak gerekiyor. Erkek, kadına kendini en bilinmeyen ve doğruluğundan kuşku duyulmayacak biçimde kanıtlamaya çalışırken, kadının onun bu çabasını hafife alacak bir davranışta bulunması, erkeğin sonsuza kadar uzaklaşmasına neden olabiliyor. Bu nedenle uzmanlar sevişmeye karar verildiğinde, her iki tarafın da dikkatli olmasını öneriyor.

İstediğini anlamıyor

Örneğin sevişme sırasında kadının komplike cümleler kurması da, partnerinin dikkatini dağıtıyor. Bu durumda erkek, kadının aklının başka yerlerde olduğu hissine kapılıyor ve onun sevişmeyi gerçekten isteyip istemediğinden emin olamıyor.

Erkekler için yatak, bir anlamda kendi egolarının "er meydanı".

kızların İlk gece kaygısı offffffff offfffffffffffffffffff

Ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve kararlara karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel birleşmesinde aceleci olmaya itecektir. Sonucun nasıl çıkacağı önceden kestirilemez. Belki hiç pürüz çıkmadan doyuma ulaşacaksınız, belki de çeşitli pürüzlerle karşılaşacaksınız.
Kadının ilk cinsel birleşmeye (koitus) karşı duyduğu tipik, yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: "Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu muymuş?" Bu kadın ilk cinsel birleşmesinde büyük bir olasılıkla orgazm olmayacaktır. Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır (zamansız eja-külasyon).

Gene tipik olarak, hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.

Ne var ki burada bir ayrıma parmak basmak gerek: aynı sorunlar evlilik ilerlediği halde düzelmiyor, sürüp gidiyorsa o zaman eşlerin cinsel yaşantısında gerçek bir aksaklık var demektir. Yürümeye yeni başlamış bir çocuğu ele alalım. Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene sendeler, üzülür, gene dener. Ve sonunda yürümeyi başarır. Gelgelelim aynı çocuk üç, dört yaşında hâlâ bir yaşındaki gibi "sendeliyorsa", durum değişir.

Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini, vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. Dans etmeye de benzer iki vücudun birbirine uymayı öğrenmesi, ilk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu da çok önemlidir. Çünkü bir kez, "Eyvah, bir bozukluk var," diye korkuya kapıldınız mı gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.

Kadın bundan önce hiç cinsel birleşmede bulunmamışsa, onun bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem de eşinin kaygı duymaları ve gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki kasları büsbütün sıkıp büzer. Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımız sıkışmaz mı? Bu da böyle bir sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek kaslarımızı kendi kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz geçiremeyiz.
"İlk gece"de cinsel birleşme sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can acısının başlıca nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya giriş (penetrasyon) yapmaya çalışan erkek cinsel organı penis bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini zorladıkça kadın can acısı duyacaktır, işte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu kasları büzüp gevşeterek alıştırma yapmalıdırlar, ilk birleşmenin heyecanı sırasında bu alıştırmaları hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk penetrasyon sırasında daha az can acısı duyacaklardır.

Kadının aşırı gerginliğini önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık zarı (himen) konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.

Gerçekte kızlık zarı vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması imkânsızdır, hiç değilse âdet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük, kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin zorlamasıyla genişleyebilir. Aralık, penisin zorlamasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.

Âdet sırasında tampon kullanan genç kızlarda zar gevşemeye alışmıştır. Buna rağmen genç kız, ilk birleşmede çocukluktan kalan "iyi bir kız" olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir.

Biz dönelim ilk geceye. Kaslarını kendi kontrol etmeyen kadının ilk birleşme sırasındaki heyecan arasında iyice gerginleşmesi doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının sızdırdığı kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice kıtlaşacaktır. Bu yüzden kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.

Bu da erkeğin penetrasyonu gerçekleştirebilmek için aşırı güç ve baskı kullanmasını gerektirecektir. Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur! Kadın saldırıya uğramış gibi olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda kalarak dehşete kapılabilir.
Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek, birbirinizi yüreklendirmek kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Biraz krem kullanmak da yarar sağlayabilir. Bu arada erkeğin kaygı ve sinir gerginliği yüzünden tam erekslyon (penisin dikleşip sertleşmesi) olmaması ilk gecelerde sık sık rastlanan bir durumdur. Bu erkeği müthiş sıkar ve üzer, çünkü bu konu güven ve gururunun kökeni olan erkekliğiyle ilgilidir. Erkekliğinin sıfıra indiğini hisseder. Ama paniğe ve iktidarsızlık duygusuna kapılmamak için bilinçli çaba harcaması şarttır. Yoksa duygusal ve cinsel yönden soğuklaşıp uzaklaşabilir.

Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmaktır. Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar. Gerginliği artırır ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.

Sımsıkı sarılmak. Öpüşmek. Okşamak. Sevmek. Tatlı, yüreklendirici, umutlandırıcı sözler fısıldamak, yapılması gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız gereken ilk ve başlıca şey de şunu hatırlamaktır: Bu ilk sevişme yalnızca bir başlangıçtır ve önsözdür, asıl öykü daha sonra gelecektir.

Erkekler de orgazm olamıyor! ?? ne hallere düşdük paşalar

Kimi zaman erkekler de yataktan tatminsiz kalkabiliyor. Bu sıkıntının en sık görülen nedeni; erkeklerin 'bütün gece sürdürme' mitiyle tüm kadınlara yetebilecekleri düşüncesi. Dolayısıyla uzmanlara göre, bu bozukluğun nedeni nadiren fiziksel oluyor.

Orgazm bozukluğunun kaynağı daha çok travmatik cinsel yaşantılar, katı dinsel inançlar, düşmanlık duyguları, aşırı kontrol ve güven eksikliği. Prostata yönelik ameliyatlar, parkinson hastalığı ve bazı ilaçlar (antihipertansifler, antidepresanlar, fenotiyazinler gibi) da orgazm olmamaya yol açabilir. Aşırı alkol alımı ya da kan şekerinin yüksekliği (hiperglisemi) ise geçici olarak geç boşalmaya neden olabilir.

Devam eden bir ilişkide daha önceden olmadığı halde boşalmanın olmaması, kişiler arası sorunlara işaret edebilir. Erkeğin, planlanan bir gebelik konusunda tereddütlü olduğu durumlarda, cinsel eşine duyduğu çekimi yitirdiğinde de, sorun ortaya çıkabilir.

Zevklenmenin binbir hali

Orgazmın yalın ama eksiksiz bir tanımını yapmak olanaklı mı? Cinsel uyarılmayla yaşanan zevkin doruğa ulaştığı, tümüyle kişisel bir deneyimdir orgazm. Bu deneyimin evrelerini çözümleyebilmek için, sayısız seksolog kafa yormuş, araştırmalar yapmıştır.
İşte seksologların yorumuyla orgazm...

Orgazmın olmazsa olmaz şartı arzu ve bunu ifade edebilme yeteneğidir. Kişi karşısındakine kendini sunabilmeli, ayrıca kendi bedeninden zevk alabilmelidir. Sağlıklı bir cinselliği olan ve aynı zamanda iyi bir duygusal eğitim görmüş olan kişi ilişkinin arzunun fark edilip ifade edildiği bu evreyi iyi yaşayabilir. Arzuları eğitmek, organizmada var olan bütün duyularla zevk duymayı öğrenmek demektir. Bize verilmiş beş duyunun her biriyle zevk duymayı bilirsek cinsel hazza ulaşabiliriz. İnsan bu beş duyusunu hayatta tutmalı ve onlardan çeşitli biçimlerde yararlanmayı bilmelidir. Ve ancak kendi bedenini seven biri her organ ve fonksiyonunu doğru zamanda ve yerli yerinde kullanabilir.

Böylesi bir duygusal ve cinsel eğitim kişiyi, değişik evrelerinin olgun bir şekilde yaşandığı sağlıklı bir ilişkiye götürebilir. Ancak genel olarak cinsel davranışlarımız gibi, orgazma yatkınlık derecemiz de psikolojik faktörlerin yanı sıra metabolizmamıza, özellikle de hormonal dengemize bağlıdır. Şu ya da bu hormonun metabolizmamızdaki ağırlığına bağlı olarak kimi insanlar için arzu evresi gündelik (ve gecelik) hayatın büyük bir bölümüyle eşanlamlı olabilir, kiminin canı haftada iki üç kere seks yapmayı çeker, kimileri içinse seks ayda bir tekrarlanacak bir törendir.
Her kadın orgazm olabilir mi?

Teorik olarak her kadın, orgazma ulaşabilmelidir. Bugün, cinsel olarak aktif olan kadınların ancak % 5 kadarının doyuma ulaşamadığı belirlenmiştir. Bir erkek çocuk ergenlik çağma geldiğinde rahatlıkla orgazm deneyini yaşayabildiği halde, kızların çoğunda bu gerçekleşememektedir. Bu farklılığın nedenlerini de, toplumun kadınlara hala uygulamaya devam ettiği baskıcı koşullandırmada aramak gerekir. Bu anlayışın egemen olduğu toplumlarda ve çevrelerde, kızlar cinsellik karşıtı bir eğitim almakta, küçük yaştan "terbiyeli", "mazbut", "iffetli" olmayı öğrenmektedir. Sonuçta kendilerim birer cinsel varlık olarak görememekte, vücutlarından ve cinsel tepkilerinden utanmaktadırlar. Çoğu kadın, bu tür olumsuz koşullanmalar sonucunda, son derece gerçek dışı ve sınırlayıcı cinsel değerlere takılıp kalırlar. Cinselliğin çok olağanüstü bir şey olduğunu, bu olağanüstü dünyaya girmenin özel bir "izne" bağlı olduğunu ve ancak çok özel koşullarda, ideal bir koca ya da sevgili bulduklarında kendi kendilerine bu izni verebileceklerini düşünürler. Kısaca, insan yaşamının doğal bir yönü olan cinselliği idealleştirirler. Ve tanımı gereği ideal bir nesne de gerçek yaşamda bulunamayacağı için, hiç bir ilişki, hiç bir eş bu tür kadınlara zevk vermez.

Evli ve düzenli cinsel yaşamı olan çok sayıda kadın, hiç orgazm olamaz. Uzmanların "orgazm ketlenmesi" adını verdikleri bu durumun kökeninde, baskı altında alınmış cinsel duygular ve yanlış koşullandırmalar yatar.
Ülkemizdeki araştırmalar 25 yaşına ulaşmış kadınların %10'unun orgazmı hiç yaşamadıklarını gösteriyor. Kimi durumlarda kadınlarda orgazm ketlenmesi görülür. Orgazmın ketlendiği gruptaki kadınlar, sevişmeyi başlatabilir, uyarılabilir, sevişme ve cinsel birleşmeden zevk alabilir fakat cinsel uyanmanın biryerinde takılıp kalırlar. Kadın orgazmını tarif etmek kolay değildir, yaşayınca kolay tanınabilecek bir durumdur. Hapşırığa benzetilebilecek bir reflekstir. Orgazm başlıca klitoral uyarılma ile başlar ve vajinal kasılmalara yol açar. Orgazm olamamanın en sık görülen psikolojik nedeni takıntılı bir şekilde ilişkinin nitelikleriyle ilgilenme, hata yapma korkusu ve buna bağlı olarak kendini aşırı eleştirme ve başaramama korkusudur. Kadın eşinin davranışlarıyla ve kendisinin yapması ve yapmaması gerekenlerle o kadar meşguldür ki kendini ilişkiye verip gevşeyemez. Diğer nedenler geçmişte cinsel tacize maruz kalmış olmak, cinsellik hakkında olumsuz duygular taşımak, ilişkiye ait problemler, özgüven azlığı, vücudunu beğenmeme ve kontrolü kaybetme korkusudur. Bunun için, her şeyden önce, psikolojik bir danışmaya gerek vardır. Diğer orgazm güçlüğü türlerindeyse, uyumlu ve sevilen bir eşle birlikte yaşamak uzun dönemde sorunu çözmeye yetebilir, ama cinsel terapinin zorunlu olduğu durumlar da hekim yardımı almak gerekir

Hakkımda

Türkiye
hipnoz ülkemizde daha anlaşılmadını düşünüyorum aslında hipnoz suanda düyada yaygın şekilde kullanılıyor diş hekimleri pisgoloklar artık hipnozun bilincindeler tedavisi zor olan vajinusmuda hipnozun sayesinde biçok ayleler mutluluu yakaladılar yazılar zizi aydınlatdı ise yorumlarınızı bekliyorum saygılarımla