8 Ekim 2011 Cumartesi

meerse kadınlarda çok ama çok sex düşkünüymüş ??????????????

ABD'deki Kinsey Cinsellik ve Üreme Araştırmaları Merkezi'nde yapılan bir araştırma seks konusunda bir tabuyu daha yıktı. Araştırma sonuçlarına göre erkeklerin sürekli olarak cinselliği düşündüğü, kadınların ise bunu yaşamsal anlamda çok da gerekli görmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

Kinsey Cinsellik ve Üreme Araştırmaları Merkezi'nin yöneticisi Julia Heiman'a göre kadınlar sanıldığının aksine erkekler kadar sık bir şekilde seksi düşünüyor.

Yaşları 18'le 81 arasında değişen 655 kadınla görüşen araştırmacılar, katılımcıların yaklaşık yüzde 96'sının cinsel arzuyu, birine bağlanmak, âşık olmakla ilişkili gördüğünü ve 'Partnerim benimle gerçekten ilgileniyor' inancı taşıdığını söylüyor.

Ruh hali libidoyu etkiliyor

Geleneksel düşünce kadın libidosunun mutsuzluk, sinir ya da heyecan gibi duygulardan olumsuz etkilendiği yönünde. Ancak araştırma, kadınların yüzde 25'inin kötü ruh halinden kurtulmak için seksi kullandığını gösteriyor. Kadınlar, erkeklerin fiziksel görünümünden de farklı şekillerde etkilenebiliyor. Kimisi yetenek ve entelektüel ifadelerle uyarılabilirken, kimi kadın bir erkeği izlemenin yoğun haz verdiğini söylüyor. Araştırmanın erkeklerle ilgili bölümünde de farklı psikolojik veriler var. Erkekler, cinsel uyarıcı olarak nitelenen imajlara baktıklarında sertleşme yaşıyor. Kadınların cinsel organlarıysa herhangi bir zamanda sekse hazır görünüyor.
Dr. Chivers, bir kadına seks yapan bir çift göstermeniz durumunda, kendisi farkında olmasa da cinsel organının tepki vereceğini söylüyor. "Gösterilen materyal hakkında konuşmasını istediğinizde hiç ilgisini çekmediğini bile söyleyebilir" diyor.

Uzmanlar ortalamada, erkeklerin cinsel arzusunun kadınlarınkinden hem daha güçlü, hem de 'sabit' olduğunu söylüyor. Kadınlar yumurtlama günlerinde cinsel fanteziye, mastürbasyona, kışkırtıcı şekilde giyinmeye, sekste ilk adımı atmaya, ayın diğer günlerine oranla daha yatkın oluyor. Erkeklerse fizyolojik olarak, tüm ay boyu üretken oldukları için 'daima sekse hazır'.

Ancak bazı uzmanlar bu tarz katı formüllerin yaş, deneyim ve kültürün kişinin cinsel arzusu üzerindeki önemini göz ardı ettiğine dikkat çekiyor.

Seks terapisti Barry W. McCarthy'e göre kadın ve erkekler yaşlandıkça, seks konusunda birbirine benziyor: "Kadınlar seksi kontrol altında görürken, erkekler 'evrenin seks tanrısı' olma rolünden uzaklaşıyor."

sexmi aşkmı sevgimi duygumu ????????????????

Gerçek hayatta da durum pek farklı değil. Ancak, kadın için seks 'sevişmek' anlamında çoğu zaman. Çünkü o, duygularını, yüreğini sunuyor erkeğine. Öte yandan, erkeklerin büyük bir bölümü için 'sevişmek'le 'seks' eş anlamda değil. Ya da öyle ama biz kadınlara bunu anlatmayı beceremiyorlar! Onların duygu ve düşüncelerini ifade etme konusundaki basiretsizliğini biliyoruz zaten, hanımlar! Peki, nereye gitti o eski adam?
Peki ya, "Bu adam her anlamda benimle birlikte, ama ya sevgisi?" dediğiniz de oluyor, kabul edelim şimdi!

'Cicim dönemi' pek kısa
İşte o tadına doyum olmayan dönemden söz ediyoruz. Nasıl da gözünüzün içine bakardı; el üstünde tutardı sizi, değil mi? Seksin ardından sırtını dönerek gaz çıkartarak horlamaya başlamaz, size sımsıkı sarılır ve bıkıp usanmadan 'seni seviyorum' derdi. Şimdiki manzara ise pek iç açıcı değil cinsel birlikteliğin ardından - tabii kısa süreli ve ön sevişmenin beş dakika ile sınırlı kaldığı bir birleşme - tek söz etmeksizin derin bir uykuya dalıyor. Ertesi sabah da, tabii ki tepsiyle size kahvaltınızı getirmiyor ya da sizi öperek uyandırmıyor. Artık şöyle cümleler kuruyor:

"Beyaz gömleğimi ütüledin mi?", "Bugün dünya kadar işim var", "Bu akşam ne yemek yapacaksın?"... Peki, nereye gitti o eski adam? İlişkilerde de aynı şarkı söyleniyor.

Evliliklerde vaziyet bundan ibaret. Ya ilişkiler? Eh, onlarda da durum pek farklı sayılmaz: Kadın zamanla erkeğin ya bir 'erkek arkadaşı', ya 'annesi', ya da alıştığı 'herhangi bir şey' haline geliyor. Erkek bir gün "Ben özgür ilişkiden yanayım, ikimiz de kendi hayatımızı yaşayalım" diyebiliyor. Tabii bunun Türkçesi "Evet güzelim, romantik yatak odası günleri geride kaldı. Sen de buna alışsan iyi olur".

Sonuç itibariyle, erkek milleti için seks - tatmin edici olmak kaydıyla - oldukça önemli. Ve bunun yanında ille de sevgi olması gerekmiyor. Ama bu ilginç tür, sevmediği halde kadın tarafından yine de sevilmeyi bekliyor, siz ne derseniz deyin!
Suçlusu hormonlar
İşin kara mizah yönünü yeterince irdeledik, isterseniz bilimsel boyutuna da kısaca göz atalım. Nedenlerden birini cinsellik hormonu oluşturuyor. Yapılan araştırmalar, cinsellik hormonlarının erkeklerde kadınlara oranla çok daha güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Bu yüzden seks, erkeklerin bedeninde ve düşüncelerinde önemli bir rol oynuyor. Erkekler cinsel istekleri olmadığı zaman çocuk sahibi olmak istemiyorlar. Buna karşılık bir kadın sadece çocuk sahibi olabilmek için zevk almasa bile sevişebiliyor. Erkeklerin cinsellik hormonlarının yüksek dozda olması beraberinde önemli bir sorunu getiriyor: Sekse bağımlı olmak. Yapılan bir araştırmada 20 - 40 yaşları arasındaki yüz kadın ve erkek birkaç haftalık seks perhizine alınmış. Kadınlar ve erkekler her gün ayrı ayrı teste tabii tutulmuş. Kadın grubu matematik - konsantrasyon alıştırmalarına ve mantık testlerine her zaman aynı başarıda yanıt vermiş.

Toplumun etkisi büyük
Tabii erkeklerin seks ile sevgiyi ayırmalarından sadece hormonlar sorumlu değil. Toplumun yetiştirme tarzı da erkeklerin sekse olan düşkünlüklerinde önemli bir etkeni oluşturuyor. Ülkemizde kadınlar ilişkilerini genellikle saklama gereği duyarken, erkeklerin partneri yanındayken bile bir başka kadına bakması normal karşılanıyor. Tabii bunlar erkeklerin yetiştirilme tarzından kaynaklanıyor. Entelektüeller ise sekse farklı yönden bakabiliyor. Onlar genelde duygusal yakınlık hissetmedikleri bir bayanla cinsellik yaşamayı tercih etmiyor.

Cinsel uyarımları farklı
Kadın ve erkeğin cinselliğe farklı yaklaşımda bulunmasının nedeni, erkek ve kadının cinsel uyarılmalarındaki farklılıklar. Erkekler görsel ya da refleks uyarılarıyla cinsel istek duyabiliyor. Dolayısıyla sevişmek için duyguya gereksinimleri yok. Buna karşılık kadında uyarılma önce beyinde başlıyor. Ancak, kadının uyarılması çok daha güç gerçekleşiyor. Cinsel uyarılar dönemi bittikten sonra her iki cinsiyette de oto kontrol kalkıyor.

Uzmanlar, 'her iki cins' ibaresinden eminler mi acaba? Kadın da artık cinselliğini düşünmeye başlıyor. Artık günümüzde bazı kadınların cinsel yaşama olan bakışları ve beklentileri de değişti. Ekonomik özgürlüğünü kazanan kadınlar evlilik yaşantısından ziyade partneriyle belli bir dönem yaşamayı tercih ediyor. Duygusal bağlantı olmadan da cinsel yaşantıyı tercih edebiliyorlar.

Annecim annecim, baksana!
Kadınlar aşk ile sevgi arasında bir bağlantı görüyor, çünkü onlar aynı zamanda bir anne yüreğine sahip. Cinsel bir organ olan göğüs, aynı zamanda bebekleri de besliyor. Yani, yumuşak duygular ve uyarılma birbirinden ayrılmıyor. Vajina ise cinsel bir organ olduğu gibi aynı zamanda bebeğin yaşama merhaba dediği bir yol. Yani, kadında cinsel uyarılmayla sevginin birbiriyle iç içe olduğu görülüyor. Bu nedenle kadın cinsel ilişkide bulunurken partnerini aynı zamanda bebeğinin babası gibi görüyor. Erkeğin ona kendini verdiğini tam hissetmesi için duygusallığa ihtiyaç duyuyor. Ancak bir erkeğin buna ihtiyacı yok. Ve bu yüzden erkek kendini özgür hissetmek için para karşılığı cinsel ilişkide bile bulunabiliyor.

evli ama halaa bakire olurmu oluyo

Tabular nedeniyle yaşadıkları korkular ve ayıp duygusu nedeniyle cinselliği hayatından tamamen çıkarmış ve vajinismustan mustarip olan kadınların sayısı, uzmanlara göre tahmin edilenden çok daha fazla.

İşte merak edilenler...

• Vajinismus nedir?

Vajinismus cinsel birleşme sırasında kadının vajen kaslarını, istemsiz bir şekilde kasarak cinsel birleşme olanağı vermemesidir. Bu kasılmalar kadının tamamen kontrolü dışında oluşur. Vajinanın girişindeki kasların kasılmasının yanında tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku ve panik hali olur ve kadın ilişkiyi reddederek bacaklarını sıkıca kapatır.

• Vajinismusun nedenleri neler?

Psikolojik nedenler arasında çocukluktan kalma korkular, aşırı katı bir toplum düzeni içinde yaşama, katı ahlak kuralları ve tabular, suçluluk, ayıp, günah gibi kavramların bilinçaltına yerleşmesi, cinsellik konusunda yerleşmiş yanlış ön yargılar, bilinçaltında penisin vücuda girişine karşı bir korkunun olması gibi psikolojik nedenler var. Genç kızlara küçüklüklerinden beri öğretilen "kızlık zarının çok değerli ve korunması gereken bir yapı olduğu" düşüncesi ile bu konuda takınılan katı tutumlara maruz kalan kadınlarda problemin ortaya çıkması daha olası.

• Çocukluk döneminde yaşanan kötü tecrübeler vajinismusa neden olur mu?

Çocukluk döneminde yaşanan kötü tecrübe ve anılar da vajinismusa yol açabilir. Daha önce hiç vajinismus problemi olmayanlarda doğum, düşük, kürtaj gibi yaşanmış tecrübeler sonucunda vajinismus gelişebilir. Bazen de çiftlerin cinsellikle ilgili bilgi eksiklikleri de beraberinde korku ve paniği getirerek vajinismusa yol açabilir.
• Erkek ve kadınların cinselliği bilmemeleri de vajinismusa neden olabilir mi?

Ülkemizde erkekler kadınları çok iyi tanımadığı için, kadınların kendilerini tanımaları biraz zor oluyor. Tabii bu, bizim kırk fırın ekmek yememiz gereken bir konu. Bu konuda çok fazla uzman da yok, bilgi de yok, bilgilendirme de yok. Bize çok sık gelen bir şikayet bu. Genellikle hastalarla sohbette tesadüfen bunu öğreniyoruz. Hastalarımızın büyük bölümünde cinsellik konusunda olumlu yanıt alamıyorum.

• Vajinismus riski altındaki bireyler kimler?

Özellikle çocuksu, aileye bağımlı ve ruhsal organizasyonunu sağlıklı bir biçimde tamamlamamış kadınlar risk grubunu oluşturur. Bu gruptan özellikle yüksek sosyo-ekonomik düzeye sahip kişilerde vajinismus probleminin ortaya çıkma olasılığı da artıyor. Çocukluk çağından kalma korkuları yaşayan bireylerde bu rahatsızlığın oluşması kolaylaşır. Korkular, en çok kadının simgesel olarak zihninde aşırı büyüttüğü bir penis yüzünden çok acı çekme, parçalanma korkuları. Ayrıca gebe kalma korkuları da probleme sebebiyet verebilir. Cinselliğe bakışın tutucu olduğu çevreler de risk faktörleridir.

• Erkeğin ya da kadının genital organlarının anatomik yapısındaki değişiklikler vajinismusa neden olur mu?

Bu konuyla ilgili bireylerin yanlış önyargıları ve oluşturulmuş geçersiz tabuları bu durumu tetikleyebilir. Vajinismus, genital organların anatomik yapısından ilişkisiz bir şekilde ortaya çıkar. "Benim vajinam çok küçük veya çok dar olabilir, bu yüzden ilişkiye giremiyorum" diye bir kavram genelde yoktur, çünkü vajina oldukça esnek bir yapıdadır ve doğumda bir çocuğun başını çıkaracak kadar genişleyebilir.

• Bu şekilde çocuk sahibi olmak için size gelen çiftlere ne yapıyorsunuz?

Sperm alıp, vajinaya anestezi anında bırakıyoruz. Basit bir işlem. Pek çok insan böyle gebe kalıyor. Bakire olup da tüp bebek tedavisi gören hastalarımız bile var. "Hangi sıklıkta cinsel ilişkide bulunuyorsunuz ya da eşinizle en son ne zaman cinsel münasebetiniz oldu?" sorusuna "20 gün önce", "45 gün önce" gibi cevaplar veren hastalarımız var. Farklı sebeplerle, hayatından cinselliği çıkarmış pek çok çift var. Ayrı odalar, ayrı yataklar. Bunu da bir sorun olarak görmüyorlar.

• Cinsel soğukluk ile vajinismus arasında fark var mı?

Cinsel soğuklukta da ayıp ve günah duygusunun öneminin olmasına karşın, temel sorun cinsel ilişkiden zevk almamak biçiminde kendini gösterir. Oysa ki vajinismusta başlangıçta cinsel ilişkiye girmede isteksizlik yoktur, ancak ilişki sırasında zarar görme duygusu ön plandadır. Vajinismustan şikayetçi olan bir kadında; cinsel arzu ve vajende ıslanma mevcuttur, ancak istense de ilişki başarılamaz. Vajinismuslu kadınların çoğu hiçbir zaman ilişkiye girememiştir, yani halen bakiredir. Bununla birlikte bazı kadınlarda da daha önce cinsel ilişki başarılmışken sonradan olan bir ilişkiye girememe durumu söz konusu olabilir.

yataınızı ateşleyecek öneriler uzman gözüyle

Hayat şartları, ekonomik krizler, işyerinde yaşanan stres gibi faktörler içinizdeki ateşi söndürmüş olabilir. Ama kıvılcımları tekrar ateşe dönüştürmek elinizde. Hem de kolay bir yöntemle...

Öncelikle partnerinizle bir ya da iki hafta herhangi bir fiziksel temasta bulunmamak için anlaşma yapın. Diğer taraftan birlikte erotik içerikli filmler seyredin, telefonlarınıza kışkırtıcı mesajlar gönderin, bakışlarınızla birbirinizi tahrik edin. Ama gece yattığınızda asla birbirinize dokunmayın. Kısacası uygulayabildiğiniz kadar cinsel rejim uygulayın. Bir ya da iki hafta sonra her şeyin çok farklı olduğunu siz de göreceksiniz.

Uzmanlara göre sağlıklı bir cinsel yaşamda ‘hassasiyet’ en önemli faktörlerden biri. Seksologlara göre hassas seksin avantajı, yavaş hareketler ve yumuşak dokunuşlar sayesinde çiftlerin erojen noktalarını bulma olasılığının yüksek olması. Diğer taraftan seks terapistleri hassas seksin cinsiyete göre değiştiğini belirtiyorlar.

Çünkü kadınlar duyduklarından, erkekler ise gördüklerinden daha fazla tahrik oluyorlar. Bu sefer ışıkları kapatmasına izin vermeyin ve ona tek kişilik bir striptiz şov hazırlayın. Kıyafetlerinizi ağır ağır çıkarıp onun üzerine fırlatın ve hiç aceleniz olmadığını ona hissettirin.

İnsanların birbirlerini ilk keşfetmeye başladıkları zamanki heyecanları ve birbirlerinin vücutlarını yeni tanımalarını, hissedilen cinsel arzunun en doruk noktaya ulaştığı anlardan biri olarak nitelendiriliyor.

Uzmanlar uzun süreli ilişkilerde o ilk günkü heyecanı ve keşfetme güdüsünü canlı tutabilme için çiftlerin kafalarında birlikte paylaştıkları güzel anları canlandırmalarını öneriyorlar. Hafızanızı kurcalayıp bu anları yeniden yaşamak duygusal olarak ona kendinizi daha yakın hissetmenizi sağlarken diğer taraftan fiziksel olarak da onunla bir şeyler paylaşma isteğiniz ilk günkü seviyesine dönecektir.

Uzmanlar sınırsız seksten bahsederken sadece hayal gücünü ön planda tutmuyorlar; burada oyunculuğunuz ve espri yeteneğinizle kendi sınırlarınızı aşmanın da önemli bir yeri var.

Değişikliğin getirdiği heyecanın ilişkinize taze kan getireceğini düşünerek hayal gücünüzü çalıştırın. Gece için senaryosu size ait ufak bir seks oyunu planlayın. Sizin farklı tavırlarınızın onda yarattığı heyecanı görünce cesaretiniz iki katına çıkacak.

bir kadın kendi idalini anlatıyor

Bir kadın "kendi idealini" anlatıyor...

"Benim için iyi seks, aslında yatağa beraberce girdiğimiz an değil, bundan saatler önce başlar. İşten eve iyi bir ruh hali ile gelirsem ve eşim de aynı ruh hali içindeyse, bütün gece dikkatimi benim üzerimde yoğunlaştırırsa her şey çok daha iyi olur.

Mesela buna benzer bir geceyi unutamıyorum. Gözlerini bir an olsun benden ayırmamıştı. Yemek yerken, TV seyrederken devamlı olarak gözlendiğimi hissediyordum. Ona baktığım zaman ne kadar uyarılmış olduğunu ve beni ne kadar arzuladığını anlayabiliyordum. Bu bakışlar benim de arzularımı kamçılıyordu.

Yataktaki ilişkiyi güzelleştirecek bir başka şey, arzudan çıldırarak kendimizi yatağa atmaktansa yavaş ve gevşek hareketlerle birbirimize ümit verip sonra yeniden davetkar davranmak... Böyle yapınca cinsel arzularım o kadar çok yükseliyor ki, artık yatağa girip sevişmekten başka bir şey düşünemez oluyorum...

Ayrıca ilişki öncesi uzun süre aşk oyunları yapmak, birbirimize dokunmak, okşamak ve sonra kendimi kaybedecek duruma gelinceye kadar cinsel organımla oynanması hoşuma gidiyor.

Aynı şekilde ilişki bittikten sonra da bir müddet birbirimizi okşamaya, sarılmaya devam etmek de hoşlandığım şeyler arasında..."

Bir erkek "kendi idealini" anlatıyor...

"Sevişmek istediğim veya eşimin sevişmek istediğini düşündüğüm geceler, ilişki öncesi erotik dergiler okumak ya da erotik kasetler izlemek hoşuma gidiyor. Daha sonra eşimin yumuşak bedenine sarılmam, uyarılmam için yeterli oluyor....

Eğer sarılmamız sırasında eşim, ereksiyon halindeki organıma özel ilgi gösterirse daha çok haz alıyorum, bu bir gerçek! Tabii bu esnada ben de onu deliler gibi okşamaya devam ediyorum.

Eşimin orgazmını düşünerek orgazmımı, kendi boşalmamı geciktirmek benim için de çoğu zaman heyecanlı oluyor. Ama eşimle aramda ilişki esnasındaki ritmi yakalamak benim için çok önemli. Benim gelip gittiğim esnada, o da aynı şekilde kalçalarını hareket ettirirse her şey yolunda gidebiliyor.

Ve tabii finalden, yani boşalmadan her erkek gibi müthiş haz alıyorum. Daha sonra onu öpüp biraz sarıldıktan sonra ne yazık ki uykuya dalıyorum... O bundan pek hoşlanmıyor ama uyku o kadar tatlı geliyor ki, anlatamam..."

İdeal seks düşünceleri arasındaki farklar...

Kadın, seksi duygusal, cinsel oyun gerektiren ve uzun süreye gereksinimi olan bir şey olarak görüyor. Dolayısıyla içinde bulunduğu ruh hali cinsel yaşamını da etkiliyor. Seks öncesi partnerine karşı hangi duyguları hissediyorsa, seks sonrasında da aynı duyguları besliyor.

Bu yüzden erkeğin seks sonrası uykuya dalması birçok kadın için "hayal kırıklığı" yaratan bir durum.

Erkek ise seks konusunda geç ama çok hızlı uyarılıyor. Onun için iyi bir seks, tamamen olmasa bile, büyük ölçüde bedensel boşalma ve rahatlamayla ilgili. Dolayısıyla erkek ne olursa olsun, boşalmaya çok önem veriyor.

Kadın ve erkeğin kendi kafalarındaki "ideal seksi" birbirleriyle paylaşmaları, her iki tarafın da "ortak bir ideale" ulaşma yolunda ilk adımı olarak görülebilir. Hatta kişiler "ortak ideal seks"lerini yaratırken değişik fanteziler geliştirebilirler

Seksten kaçma nedenleri ?????????????????????????????

Cinsel sorunların yüzde biri bedensel faktörlere dayanırken geri kalan ve neredeyse bütününü oluşturan büyük çoğunluğu bedensel değil psikolojik sebeplerden kaynaklanmaktadır. Cinsel problemlerin tedavisi mümkün olmasına rağmen çoğu kişi bu problemini yok saymaya çalışır ve tedaviden kaçınır.
Hem kadınlarda hem de erkeklerde cinsel problemlere çok sık rastlanır. Sebepler bireye özgü olsa da genellikle cinsel açıdan ailevi baskı altında yetişmiş kişilerde cinsel problemler kaçınılmazdır. Cinsellikle ilgili yanlış bilgilendirilmeler, yaşanmış kötü tecrübeler de cinsel sorunlara yol açabilir.
TEK NEDEN KADIN DEĞİLDİR
Güneş’teki habere göre, kadınlar kültürel sebeplerden cinselliği konuşmaktan çekinmekte, ayrıca cinsel fonksiyon bozukluğuna rağmen cinsel hayatını devam ettirebildiği için de cinsel sorunu ile yaşamayı tercih edebilmektedir.Hatta bazı kültürlerde cinselliği sadece eşinin ihtiyaçlarını karşılamak için yaşayan, kendi cinselliğini önemsemeyen ve probleminin farkında olmayan kadınlar dahi vardır.
Kadının cinsel hayatını yönlendirmesinde erkeğin etkisi büyüktür. Kadında görülen cinsel problemlerin kaynağı sadece kadın değildir. Kadın başka bir takım sebeplerden cinsel soğukluk ve isteksizlik yaşayabilir fakat erkeğin bu konudaki yaklaşımı bu problemi n çözümüne yardımcı da olabilir, daha da kötüye gitmesine sebep de olabilir. Kadınlar da cinsel istek eşine karşı duyduğu sevgi, sevilme ve beğenilme hisleri ile doğru orantılıdır. Cinsel isteksizlik kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir.Kadının fizyolojik özelliklerinin yanı sıra aile içerisindeki sorumluluğunun daha fazla olması, eşinden destek görememesi, eşi tarafından kötü söz ve şiddete maruz kalması özellikle cinsel isteksizliğe yol açar.
SOSYAL HAYATI ETKİLER
Evliliklerinde cinsellik dışında başka problemleri olmayan çiftler bu sorunu kolaylıkla aşabilirken, problem önemsenmeyip tedavi süreci ertelendiğinde evlilikte başka iletişim ve uyum problemleri görülmekte; bu da her iki tarafın iş ve sosyal hayatını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu süreçte karşı taraf eşine anlayışlı davranmalı ve sabırlı olmalıdır. Eşinin baskısı ile tedaviye zorlanan kişilerde problemin çözümü çoğu zaman mümkün olmaz.Psikolojik sebeplerin ortadan kaldırılmasında kişinin kendini hazır hissetmesi ve çözümü konusunda istekli olması birinci koşuldur. Kişinin cinsel problemini fark etmesi için öncelikle özgüveninin yerinde olması ve cinselliği hak ettiğini düşünmesi gerekir
Cinsel hayatında sorun yaşayan kadınların bir kısmı bu sorunu kabullenip hayatlarını bu şekilde devam ettirmeye çalışırlar, fakat bu çözüm değildir ve başka sıkıntılar yaşamalarına sebep olur. Görülen en büyük etki mutsuzluk, huzursuzluk, tahammülsüzlük ve bunların getirdiği bir takım fiziksel rahatsızlıklardır( baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, mide bulantısı, karın ağrısı, unutkanlık,çarpıntı,bayılma… gibi)
Erkeklerde görülen cinsel problemler;
Erken boşalma
Sertleşme problemleri
Cinsel isteksizlik
Orgazm olamama
Ruh sağlığının yanı sıra bedensel sağlığa dikkat etmek ve rahatsızlıkların tedavisini ihmal etmemek de cinsel hayatta yaşanan sorunları azaltmaya yardımcı olur. Genel sağlık durumu yerinde olmayan kişilerin, (fazla kilo, eklem problemleri, ağız ve diş hastalıkları, cilt hastalıkları… gibi) cinsel problem yaşama ihtimalleri daha yüksek, problemlerini çözme şansları düşüktür. Bedensel rahatsızlıklar ruhsal sıkıntılara, ruhsal sıkıntılar da bedensel problemlere yol açtığından hem ruh hem de beden sağlığımıza önem vermemiz gerekir.
EVLİLİĞİ ÇIKMAZA SOKAR
Cinsel problemine karşı duyarlı olmayan ve bu konuda tedaviden kaçınan kişilerin eşlerinde bir takım şüpheler oluşabilmekte (eşinin kendisini sevmediği, beğenmediği, eş cinsel olduğu,bir başkası ile kendisini aldattığı… gibi); bu şüpheler evlilikte aşılması zor sıkıntılara yol açabilmektedir. Oysa ki basit bir tedavi ile evlilik hayatınızı çıkmaza sokmaktan kurtarabilir ve mutluluğu yakalayabilirsiniz. Cinsel sorunlar her kültürde ve eğitim düzeyindeki kişilerde görülebilir. Cinsel sorununuzu kabul etmekten ve tedavi sürecinden kaçınmayınız.
l Vajinismus (ilişkiye girememe)
l Cinsel isteksizlik
l Orgazm olamama
l Cinsel tiksinti
Erkekliğin cinsellikle özdeşleştiği kültürlerde erkeğin cinsel problemini kabullenmesi zordur. Cinsellikte erkeğin aktif ve yönlendirici olması gerektiği düşüncesi de erkeğin kendini baskı altında hissetmesine, performans kaygısı ile sorun yaşamasına sebep olur. Erkeğin cinsel problemini kabullenmesi ve çözüm araması için zamana ihtiyacı olabilir. Bu süreçte ısrarcı ve sabırsız davranan kadınlar eşlerine yardımcı olamaz, aksine erkeğin bu konuda bir direnç geliştirmesine sebep olabilirler. Cinsel sorunları olan bazı erkekler mastürbasyona yönelerek fiziksel ihtiyaçlarını gidermeyi tercih edebilirler. Fakat bu sağlıklı bir çözüm değildir. Kişi bir süre sonra bunu alışkanlık haline getirebilir ve eşiyle yaşadığı ilişki seyrekleşir. Cinselliğin seyrekleşmesiyle eşler birbirinden uzaklaşır ve her iki taraf da cinsel sorunu çözme isteğini kaybeder.

EN GÜZEL SEX SIRLARI HEMEN OKU

Hayatı renklendirecek yeni seks sırları.
Mutlu cinselliğe yaklaşmanızı sağlayacak sırlarla tanışmaya hazır mısınız?
1- Emziren bir arkadaş libidonuzu artırabilir
Kokuların cinsel hayatımız üzerinde güçlü bilinçaltı etkileri olduğunu biliyor muydunuz? Süt veren kadınların yaydığı koku, etraflarındaki tüm kadınların libidosunu yüzde 50 artırabiliyor. Feromon hormonları kadınlara, “Artık senin de hamile kalma zamanın geldi” mesajı veriyor ve sekse yönlendiriyor.
2- Kadınlar zihnen daha çok aldatıyor
Araştırmalar kadınların erkekleri zihnen daha sık aldattıklarını ortaya koyuyor. Kadınların yüzde 80’i tanıdıkları bir erkekle ilgili fanteziler kurarken, erkeklerin yüzde 75’i yalnızca pornografik görüntüleri hayal ediyor.
Erkekler için beğendikleri bir kadınla seks yapmayı hayal etmek zor değil, ancak porno dergilerinde gördükleri kızlar dururken o kadar çaba sarf etmeye değmez. Kadınlar ise fantezi nesnelerine kanlı canlı bir karakter eklemek istiyorlar.
3- Yaşlanmak orgazmda zirve yapmaktır
Yaşlanmak seks hayatının bitmesi değil, orgazm olma şansının zirve yapması anlamına geliyor. Yeni bir araştırma, 36-45 yaş aralığındaki kadınların yüzde 63’ünün her seks yaptıklarında orgazma ulaştıklarını gösteriyor.
Daha genç kadınlardaysa bu oran yüzde 28. 65-74 yaş arasındaki kadınların bile yüzde 53’ünün cinsel hayatları aktif şekilde devam ediyor.
4- Kadınlar da porno sever
Tahmin edilenin aksine kadınlar da cinsel hayatlarını renklendirmek için erkekler kadar porno izliyorlar. Üstelik pek çoğu porno eşliğinde sevişecek kadar cesaretli. Eğer siz de merak ediyor ama aşırı şiddet içeren görüntülerle karşılaşmaktan korkuyorsanız, seçim konusunda eşinizden yardım alın.
5- Cinsel güdüleriniz genetik olabilir
Boş bir beyaz sayfa gibi değil, bazı donanımlarla doğuyoruz. Dolayısıyla seks güdülerimizin genetik olma ihtimali var. Kadınların yüzde 30’u kolay, yüzde 60’ı zor tahrik olurken, yüzde 10’u da ortalama bir tahrik olma kapasitesine sahip. Siz bu yelpazenin neresindesiniz?
6- Evli erkek kadın avcılığını bırakır
Bilimsel araştırmalar erkeklerin evlendikten sonra kadın avcılığı isteklerinin düşüşe geçtiğini gösteriyor. Çünkü testosteron seviyesi evli erkeklerde, evli olmayanlara kıyasla daha düşük oluyor. Uzmanlar bu düşüşü, evli erkeklerin, kadını için diğer erkeklerle rekabete girmek zorunda olmamalarına bağlıyor.
7- Nezaket tutkunun katilidir
Çiftler yatak odası dışında bir yerde sevişmeyi başlatmak ya da yatakta oral seks yapmak istediğinde, birbirlerine çekinmeden açıkça izin verirlerse, cinsel iletişimdeki duvarlar yıkılıyor. Cinsel düğümün çözümü ‘izin’den geçiyor.
8- Seks değil öpüşmek evliliği kurtarır
Bir araştırmaya göre her gün öpüşen çiftlerin boşanma olasılığı, her gün seks yapanlardan daha düşük. Dolayısıyla seks değil, öpüşmek ilişkiyi onarıyor. Zira öpüşmek, aşk ve sevgi belirtisiyken; seks spor, basit bir rahatlama ya da egemenlik kurma yöntemi olarak algılanabilir.
9- Cinsel isteksizliğe karşı tropikal meyveler
Tropikal meyvelerin büyük bölümünün afrodizyak etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Hindistan cevizinin testosteron aktivitesini artırdığı, ananasın cinsel bir uyarıcı olduğu ve zencefilin cinsel organlarda kan dolaşımını hızlandırarak kadınlar üzerinde Viagra benzeri bir etki yarattığını biliyor muydunuz? Ayrıca çinko bakımından zengin olan kabuklu deniz ürünleri de sperm üretimine yardımcı oluyor.
10- Seksin duraklama dönemi vardır
Seks hayatında üç aylık bir duraklama normaldir. Hatta çiftlerin yüzde 24’ü hayatlarının bir döneminde üç ay ilişkiye girmiyorlar. Seks, günlük hayatlarının bir parçası olmaktan çıkıyor. Bu durumda eşlerin birbirine masaj yapması ve nelerden hoşlandığından söz etmesi, uyuyan duyguları yeniden harekete geçirmeye yardımcı oluyor.

Hakkımda

Türkiye
hipnoz ülkemizde daha anlaşılmadını düşünüyorum aslında hipnoz suanda düyada yaygın şekilde kullanılıyor diş hekimleri pisgoloklar artık hipnozun bilincindeler tedavisi zor olan vajinusmuda hipnozun sayesinde biçok ayleler mutluluu yakaladılar yazılar zizi aydınlatdı ise yorumlarınızı bekliyorum saygılarımla