19 Ekim 2011 Çarşamba

Sigara Spermi Öldürüyor mu Sigara Hamileliği Önlüyor mu mu

Oxford Üniversitesi bilim adamlarının yaptığı ve sonuçları Journal of Biosocial Sciences Dergisi tarafından yayınlanan araştırmaya göre, sigara içen bir kadın, içmeyen bir kadınla aynı anda hamile kalma kararı alsa bile ancak 2 ay gecikmeyle bu amacına ulaşabiliyor.

Bilim adamları, sigara tiryakisi anne adaylarının bu alışkanlıklarını terk etmelerinden 1 yıl sonra ise hiç sigara içmemiş kadınlarla aynı duruma geldiklerini ve yeniden hızla hamile kalma yeteneklerini kazandıklarını belirtiyor.

569 kadın üzerinde, bu kadınların sigara konusundaki bütün alışkanlıklarını incelemeye yönelik bir araştırma yapan bilim adamları, sonuçların, sigaranın, hamile kalma sürecindeki kadınlara verdiği zararı bir kez daha kanıtladığına işaret ediyor. Bilim adamları, araştırmaya katılan 114 kadının hamile kaldıktan sonra doğuma kadar geçen sürede de sigara içmeyi sürdürdüklerine işaret ederken, bunun sonuçlarıyla ilgili bütün olumsuzluklara da dikkat çekti.

Bilim adamları, annenin hamilelik boyunca sigara içmeyi sürdürmesinin bebek ölümlerine ve bebeklerde solunum yolu hastalıklarına yol açtığına işaret ederken, sigaranın, kadının hamile kalma şansını azaltmasını da sigara dumanında bulunan antiöstrojenik maddelerin yumurtlama üzerindeki olumsuz etkilerine bağladı. Bilim adamları, sigaranın ayrıca kısa vadede de yumurtanın kalitesini bozarak döllenmiş yumurtanın rahme yerleşme şansını azaltabileceğini bildirdi.


Spermin Yakışıklısı olurmu ve Sonbaharda Seks

Kısırlık tedavisi üzerinde çalışan bilim adamları, şekli düzgün spermlerin dölleme yeteneğinin çok daha yüksek olduğunu saptadı. The New England Journal of Medicine'de yayımlanan araştırmaya göre, spermlerin görünümleriyle yenetekleri arasında yakın bir ilişki var.

Başları oval, kuyrukları kalın ve hareketli olan düzgün görünümlü spermlerin, dölleme yeteneği yüksek oluyor. Başları halka şeklinde ya da deforme olmuş, kuyrukları ezik spermlerin ise dölleme yetenekleri çok düşük.

İngiltere'deki Rachester Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları 765 kısır, 696 normal erkeğin spermlerini inceledi. Araştırmada spermlerinin %12'si düzgün olan erkeklerin çocuk sahibi olabildikleri görüldü. Spermlerinin %9 ve daha aşağısı standartlara uymayan erkeklerin ise çocuk sahibi olamadıkları belirlendi.
İnsanoğlunun cinsel etkinliklerinin yoğunluğu ritmelere göre değişiyor. Örneğin, Amerikalı bilim adamları, yumurtlama dönemine yakın zamanlarda kadınların cinsel arzularının arttığını belirlediler.

Paris'teki Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi Kronobiyoloji Laboratuvarı'ndan Alain Reinbergise, erkeklerin cinsel etkinliklerinin yaz sonunda ve sonbahar başında en yüksek noktaya ulaştığını belirtiyor. Nitekim, testosteron oranı, spermatozoidlerin üretimi ve hareketliliği, doğum oranları gibi veriler de bu bulgunun doğruluğunu kanıtlıyor.

Bu arada, doğum kontrol hapları kullanan kadınların diğerlerinden farklı olarak genetik açıdan kendilerinden uzak olan erkekleri değil, tersine en yakın olanları tercih ettiklerini söylüyorlar. Bilim adamı Pierre Henri Gouyon, konuyla ilgili olarak şunları belirtiyor: "Evrim üreme işlemi için cinsel arzuyu yarattı. Ancak kadının, çocuk arzusu içermeyen değişik bir genetik kombinasyona sahip olduğunu varsayalım. Bu durumda üreme isteğine dayanmayan cinsel dürtülere sahip olan kadında doğum kontrol yöntemleri, cinsel ilişkiye girme arzusunu ortadan kaldıracaktır.

Öte yandan, tıp dünyasındaki ilerlemelerle üreme işlemi için yeni yöntemlerin bulunmasının da cinsel etkinliklerin azalmasında rol oynayabileceği belirtiliyor. Bu durumda, belki de insanlara tavsiye edilebilecek tek şey bu konuda ellerini çabuk tutmaları olacak.

Sünger Kullanımı ve Suni Sperm

Özel bir şekli olan bir parça süngere sperm öldürücü jöle sürülür ve sünger vagina içine yerleştirilir. Bu yöntem sanıldığından daha iyidir.

Çünkü sünger, kullanılması gerektiği anda yerleştirilebilir, fakat her iki eşin cinsel arzularını azaltmak gibi bir dezavantajı vardır. Sünger günümüzde pek kullanılmamaktadır, fakat penisin kısa olduğu durumlarda önerilir.

Kendi alanında devrim yaratan yeni bir teknik sayesinde, iki kadın kendi genlerini taşıyan bir çocuğa sahip olabilecek. Araştırmacıların belirttiğine göre, erkek olmadan çocuk yapma yöntemi şöyle işliyor: Doktorlar, iki kadının birinden alacakları hücreleri işleme tabi tutarak, bunları suni sperm haline dönüştürüyor ve bununla diğer kadının yumurtalarını döllendiriyor.

Chicago'daki Üreme Genetiği Enstitüsü uzmanları, “yöntemin insan yumurtalarıyla denenmekte olduğunu ve iki yıl içinde uygulamaya geçileceğini” açıkladı. Uzmanlar, bu yöntemin, daha önce radyoterapi ya da kemoterapi gördüğü için çocuk sahibi olamayan erkekler için suni sperm üretmek amacıyla kullanıldığını belirtti.

Yöntemin lezbiyen çiftler arasında büyük sevinç yarattığı ifade edildi. Buna karşılık bazı bilim adamları, geliştirilen tekniğin riskli olduğunu savundu. Bu bilim adamlarına göre, ebeveynlerin her birinden alınan kromozomlar suni olarak bölünmeye zorlanıyor ve bu durum risk yaratıyor. Bu görüşü savunanlar, doğacak çocukların kanser ya da metabolizma bozukluğuna açık olacaklarını öne sürdü. 

Şehvetli Masaj yapmakda çok fayda varmı ??????????????

Tarif ettiğimiz masaj egzersizleri "şehvetli" olarak adlandırılıyor, çünkü bunlar sizi seksi ya da genital duygulardan daha fazlası için cesaretlendiriyor. Şehvetli ve seksi arasında gerçek bir bağ elbette yok, ama sizden istediğimiz kendinizi, genital duygulardan çok, özgür duygulara, oral-genital seks ya da ilişkiye girmek gibi seksi aktiviteler yerine, ortak zevk veren aktivitelere hazırlamanız. Masaj teknikleri verirken ayrıntıya inmeyeceğiz. İstediğimiz, şehvetli masajın genel kuralımı ve olabildiğince doyuma ulaşabilmeniz için önemli ipuçlarını size belirtmek. Burada öğrendiklerinizi genişletmekte özgürsünüz.

1- İlk olarak, masajınız için bir mizaç belirleyin. Ortamı her ikinize de uyacak kadar rahat ya da romantik yapabilirsiniz. Oda sıcaklığının beraber çıplak kalabilmeniz için uygun olmasına ve ışığı göz kamaştırmayacak parlaklıkta ayarlamaya (mum ışığı bunun için uygun) dikkat edin. İsterseniz rahatlatıcı bir müzik çalın.

2- Her ikiniz için de günü rahatsız edilmeden geçirebileceğiniz bir zaman seçin (mümkünse 30 dakika-1 saat) Bunu uyumadan hemen önce yapmak isteyebilirsiniz. Yorulmayı bekleyin bu sizi sinirli yapar ve bu deneyimden alacağınız zevki arttırır.

3- Başlamadan önce, birlikte az zaman geçirmeye çalışın. Biraz konuşmak ve bir bardak şarabı paylaşmak isteyebilirsiniz. İlk olarak birlikte bir duş almayı ya da banyo yapmayı da deneyebilirsiniz.

4- Bu deneyimin amacı, aldığınız zevki artırmak ve partnerinizin fiziksel uyarıcılara -genital olması şart değil- verdiği tepkileri anlamanızı sağlamak. Vücutlarınızın farklı bölümlerini dönüşümlü olarak okşayacak, ovacaksınız. Kendinizi uyarılmış hissedeceksiniz ancak amaç bu değil, uyarmak için uğraşmayın. İlk zamanlarda genital bölge ve göğüsler hariç her yere masaj yapabilirsiniz. Ayak parmaklarını, uyluk kemiğini, karnını, kollarını, yüzünü, saçlarını, ayaklarını, kalçalarını keşfedin. Bunu yavaşça yapın -her biri için en az 10-15 dakika ayırın. Unutmayın bu sıradan bir masaj değil. Şehvetli olması düşünülüyor, ezici değil. Bu yüzden yoğuran güçlü dokunuşların yanında hafif okşayan dokunuşlar da deneyin. Avuç içinizi, parmak uçlarınızı, tırnaklarınızı, saçlarınızı, dudaklarınızı, bir parça metal ve tüy kullanın.

5- Dönüşümlü olarak bu işi yapacağınızdan, nelerin iyi nelerin kötü olduğunu konuşmak çok önemli. Masaj yapılan kişi, masaj yapanın en etkili uyarıcıları kullanmasında ona yardımcı olmak amacıyla "iyi, daha güçlü, tırnaklarını daha çok kullan, daha yavaş, mmm..., evet bu harika" gibi ifadeler kullanılır. Eğer masaj yapan kişi karşısındakinin duygularından emin değilse "bu nasıl?" ya da "şimdi daha iyi mi hissediyorsun?" gibi sorular yöneltebilir. Hoşlandıklarınızı ve hoşlanmadıklarınızı açık bir ifade ile anlatmak çok önemli. İletişim, kişisel olarak daha fazla zevk alıp vermenizi sağlar. Herkesin değişik ihtiyaç ve zevkleri vardır. Bunlar, kişiden kişiye değişir. Birbirine nasıl iyi hissettiğini söylemek her masajı, daha sonra her ilişkiyi daha az sıradanlaştırır, daha içten hale getirir.

6- Üçüncü ve dördüncü seanslarda, göğüs masajını ekleyebilirsiniz. Yine kendi zevklerinize göre vuruş ve dokunuşlar deneyebilirsiniz.

7- Son olarak altı ve yedinci masajlarda ya da her ikinizde bunun için kendinizi hazır hissettiğinizde genital bölgeyi masajınıza katın (8. bölüme kadar beklemek isteyebilirsiniz). Birbirinize zevk vereceğini düşündüğünüz fikirleri uygulamaktan kaçınmayın. Genital bölgeyi masaja katma sırası geldiğinde sadece bu bölgeye yoğunlaşma ve vücudun geri kalan bölümlerini unutma eğilimi vardır. Bu endişe yaratır ve masajdan alacağınız zevki azaltır. Bu yüzden genital bölgeye dokunup keşfetmeye başladığınızda, bunu tıpkı diğerleri gibi bir zevk kaynağı olarak düşünün ve masaj zamanınızın uygun bir bölümünü buna ayırın.

8- Masaj yaptırırken nerenize dokunuluyorsa, oradaki duygulara yoğunlaşmaya çalışın. İlginizin bu duygularda kalmasına izin verin. Eğer konsantrasyonunuz dağılırsa partnerinizin dokunuşlarını beyninizle takip edin. Bu, masajdan daha çok zevk almanızı ve rahatlamanızı sağlar. Masaj yaptırma sırası size geldiğinde, nelerin hoşunuza gidip daha iyi olduğunu söylemek dışında başka bir sorumluluğunuz olmadığını hatırlayın.

9- Eğer masaj seanslarınızın iyi gitmediğini fark ederseniz (ya da farklı bir şey denemek isterseniz) seansın odağını değiştirmeyi deneyin. Partnerinize zevk vermeye odaklanmak yerine, kendinize en çok zevk veren masajı uygulamaya başlayın. Tek kısıtlama, partnerinizi incitecek ya da ona zarar verecek hiç bir-şeyi yapmamanız. Zevk alacak olan partner, masajı yönlendirmekten çok rahatlamak ve kendi duygularına konsantre olmak zorundadır. Genelde partnerlerinin zevk almasına odaklanmış olan kızgın ve mutsuz çiftler, özgür olduklarında rahatlayıp masajdan zevk alabilmektedirler.

Bütün bu öneriler diğer çiftler için yararlı oldu. Ek olarak, bazı çiftler masajın etkilerini ve içeriğini değiştirmek için masajı değişik yağlarla (losyonlarla) denemek istediler. Yağlar, dokunuşları yoğunlaştırır ve cildinizi daha sıcak yapar. Losyonlar, kuruduktan sonra biraz yapışkan olurlar ve cildin soğuk olmasını sağlarlar. Pudra başka bir olasılıktır. Herhangi bir parfüm içeriği de kullanılabilir. Genital bölge hassas olduğundan masaj yaparken steril bir jelden başka bir şey kullanmayın. "K-Y"ya da "lubrifax" bu amaçla kullanabileceğiniz ve eczanelerde bulabileceğiniz yağlardır. Keşfedin ve neyin sizin için iyi olduğunu bulun.

Ruh haliniz kötü ise partnerinize kızgınsanız, yorgunsanız ya da çılgın gibiyseniz bu masajdan alacağınız zevki tamamiyle etkileyecektir. Bazen zevkin kontrolü ele almasına izin vererek sizi sıkan sorunların üstesinden gelebileceksiniz. Diğer zamanlarda ise sizi sıkan her neyse ondan kurtulamayacaksınız. Şehvetli masajın zevk vermediğini ya da kendinizi kötü hissettiğinizi fark ederseniz durun ve partnerinizle size neyin engel olduğunu tartışın. Bu size, duyguları paylaşma ve sorunlarla ilgilenmeye başlama şansı verir.
 

Testosteron ve ters ilişki

Testis torbalarının salgıladığı erkeklik hormonu. Bu hormon kimyasal bakımdan steroid grubuna girmektedir. Testosteron hormonu ilk kez ergenlik çağında salgılanır ve bu hormon erkekliğin ikincil cinsel özelliklerini belirler: sakal ve bıyık, kalın ses, pubis kıllanması, kısa saç ve göğüs kılları, penisin sertleşmesi, libido vs. gibi.

Testosteron meni kabarcıklarının ve prostatın gelişmesinde rol oynar; ayrıca spermatogenez'i etkiler.
 Anal cinsel birleşme, ters ilişki olarak da isimlendirilir. Anal birleşme, heteroseksüeller arasında sanıldığından çok daha sık yaşanır. Bekâretin korunması gerektiğini düşünen, herhangi bir nedenle vajinal yoldan cinsel ilişki kuramayan veya kurmak istemeyen, gebelikten kaçınmak isteyen ya da yalnızca farklı bir haz almak isteyen heteroseksüel eşler arasında hiç de seyrek yaşanmaz.

Fizyolojik olarak, bedenimizin birçok bölgesinde olduğu gibi, anüs (makat) bölgesinde de sinir uçları vardır. Anüsün iç ve dış bölgesi, kadın için de erkek için de erotik olarak duyarlıdır. Kadın da erkek de anal cinsel birleşmeden cinsel haz alabilir.

Sağlık açısından, birçok cinsel davranış gibi, anal cinsel birleşmenin de bazı sakıncaları olabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, korunmasız cinsel birleşmelerin hepsiyle bulaşabilir. Temizlik kurallarına dikkat edilmeden kurulan anal birleşmelerde, bağırsaklarda normal olarak bulunan ve bulundukları yerde zararsız olan mikroplar, bedenin başka yerlerine taşınarak, hastalık nedeni olabilirler. Bunun en yaygın biçimi, heteroseksüel eşler arasında, anal birleşmeyi izleyerek kurulan vajinal birleşmede, bağırsaktaki mikropların vajinaya kolayca taşınabilmesidir. Ayrıca çok sık anal birleşme, anüsün sfinkterinin bozulmasına, anüs kaslarının kasılıp gevşeme yeteneğinin bozulmasına yol açabilir.

İki kendine güveni yüksek olan insanın evliliğinde bilinen hemen her cinsel davranış biçiminin denenmiş olduğuna sık sık tanık olunmaktadır. Bu ilişkilerde denenen anal birleşme, oral seks, egzibisyonistlik gibi edimler herhangi bir patolojik yan, yani ruhsal bozukluk işareti göstermezler. Başka bir deyişle, kendine güveni yüksek olan çiftlerin her şeyi hiç değilse bir kere denediği ve bunu korkarak değil, eğlenerek yaptığı belirlenmiştir.

İngiliz Tıp Birliği'nin yayınladığı bir bültende, ülkedeki evli çiftlerin %20'sinin hiç değilse bir kez anal birleşme yöntemini denediği bildirilmektedir. Bir grup çiftler buna, zevk için başvurmaktaysa da, diğer gruptakiler kadının adet zamanı ya da bir dölyolu rahatsızlığı söz konusu olduğunda denemektedirler.

Uyaran Parfümler varmıdır aslında gerçek parfüm ten kokusu mu ?????????

Bazı kadın parfümlerinde kullanılan sentetik pheromone maddesinin erkeklerin ilgisini daha da artırdığı ve ilişkiyi etkilediği saptandı. Araştırmacılar, sentetik pheromone (havayla birleşince uyarıcı etki yaratan kimyasal bir madde) içeren parfüm kullanan kadınlarla erkeklerin daha çok birlikte olduğunu, parfümün uyarıcı ve büyüleyici çekiciliğinin, öpüşme ve ilişkiyi etkilediğini belirledi. Uzmanlar sentetik pheromonenin, seks mıknatısı olduğunu ve kadının seks cazibesini artırdığını belirtiyor.

San Francisco State Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, pheromone bulunan normal parfüm kullanan kadınların, içinde pheromone bulunmayan parfüm kullanan kadınlara göre erkeğin daha fazla ilgisini çektiği saptandı. Phoromone bulunan parfüm kullanan kadınların %74'ü, erkeğin ilişkisinin üç kat veya daha fazla artmasını körüklerden, pheromone bulunmayan parfüm kullanan kadınların %23'ünde aynı oran belirlendi.

Pheromone bulunan parfüm kullanan kadınların, erkeğe cinsel açıdandaha çekici geldiği, pheromonenin kokusunun değil güçlü kimyasal etkisinin erkekte seks arzusu yarattığı düşünülüyor. Pheromone bulunan parfüm kullanan kadınların, erkek arkadaşları veya eşleriyle öpüşme, romantik yaklaşma ve okşanma oranının haftada birden 6'ya, sevişme sayısının da birden 4'e çıktığı belirlendi.

18 Ekim 2011 Salı

Uykuda Orgazm

İnsanlann uykuda cinsel tepkiler yaşayabildiği, bilinen bir gerçektir. En eski dini kitap olan Tevrat'ta, uykusunda orgazma gelen adamın bu "pislikten" kurtulmak için yıkanmasını buyuran ayetler vardır. Ancak olay, salt erkeğe özgüymüş gibi ele alınmaktadır. Aslında 1950 ortalarına kadar kadınlarda da bu türden bir cinsel boşalma olduğu bilinmiyordu.

Kinsey ve arkadaşlarının yaptığı araştırmalar, ilk aydınlatıcı adımlar olmuştur. İrade dışı, uykuda orgazmlar özellikle erkeklerde hemen her zaman cinsel rüyalarla birlikte gerçekleşir. Uyku sırasında günlük çekingenliklerimiz ve öğrenilmiş denetimlerimiz, çok daha az etkin olduğundan birçok bilinçaltı dileklerimiz zararsız, simgesel biçimde rüya olarak ortaya çıkarlar. Bilinçli yasaklamaların etkisinin azalması, çoğu kimsenin, özellikle kadınların, uykuda çok daha hızlı orgazm olmallarını de açıklar.

Bugün genellikle uykuda orgazmın gerekli ve sağlıklı olduğu, hatta cinsel perhiz durumlarında "doğal" bir ikame yolu oluşturduğu düşünülür. Oysa Kinsey'in raporları bunun doğru olmadığını göstermektedir. Bu araştırma sonuçlarına göre, örneğin haftada birkaç kez cinsel birleşmeyle orgazm olanağından yoksun kalan bir kadının uykusunda yaşadığı orgazm sayısı, yılda ancak birkaç kezlik bir artış göstermiştir. Oysa bazı kadınların uykuda orgazm sayıları, cinsel birleşmede orgazmlarının artmasıyla oranlı olarak artış göstermiştir. Yani aslında, uykuda orgazm, insan vücudunun doğal bir işlevi olup, bilinçli cinsel eylemin ikamesi değildir.

Ülkelere Göre Fanteziler

Romantik kitaplar yayımlayan Harlequin Yayınevi'nin yaptırdığı ankete göre, insanların dörtte üçü erotik fantezileri olduğunu söylüyor. Ne var ki bunların yarısından azı bu fantezileri hayata geçirebiliyor.

5,484 evli ya da bekâr erkek ve kadının katıldığı ankete göre en çok cinsel fantezisi olanlar Arjantin ve Şili'den. Bu iki ülkede ankete katılanlardan %95'i fantezileri olduğunu söylüyor. Halkın sadece %50'sinin erotik hayaller kurduğu Japonya ise araştırmanın yapıldığı ülkeler arasında sonuncu geldi.

Ankete katılanlardan üçte biri, eşleri ya da sevgililerine ilişkin fantezileri olduğunu söylerken, Danimarka kadınları bu konuda en sadık olanlar. Danimarka kadınlarının düşlerinde %58'i kendi erkeklerini görüyor. Buna karşın Arjantinlilerin yalnızca %15'inin fantezilerinde eşleri ya da sevgilileri başrolde yer alıyor. %85'inde ise bir başkası.

Ankete göre, Yunan erkeklerinin %28'i iş arkadaşlarını cinsel fantezilerine konu alırken, Fransızların yalnızca %4'ü iş arkadaşlarını cinsel arkadaş olarak hayal ediyor.

Dünya çapında her 4 kişiden biri oyuncularla yat

Üremenin Kökeni

Evrim süresince insanoğlu bilişsel ve analitik yeteneklerini hayvanların düzeyinin üstüne çıkarmıştır ve diğer nesillere kültürel bilgi aktarımı artarak devam etmektedir. Tabiattaki canlıların başlıca üç içgüdüsü vardır; beslenmek, neslinin devamını sağlamak (üremek) ve barınmak. Canlılarda üremek için, erkeklerin testislerinde bulunan spermin, penis yoluyla dişinin vajinasına aktarılması gerekir.

Üremede Farklı Özellikler

Dişi genelde bir veya birkaç yumurta (ovum) üretirken, erkeğin spermleri yumurtaya ulaşmak için birbirleriyle yarışır. Ovum spermlerden çok daha büyüktür ve böylece spermler tarafından dişi organizmasında kolayca bulunabilir.

Dişilerde amaç, büyük ovum üreterek döllenebilme şansını arttırmakken, erkekler çok sayıda sperm üreterek en azından birini hedefe ulaştırma olasılığını arttırmaya çalışırlar. Eğer erkek yalnızca birkaç sperm üretseydi ve bu spermlerin boyutu dişinin yumurtası büyüklüğünde olsaydı, spermin ovuma rastlama olasılığı çok daha az olacaktı.

Poliandroik (dişinin birden fazla erkekle birleştiği) canlılarda, testis boyutları büyüktür ve sperm üretimi fazladır. Örneğin poliandroik olduğu bilinen balinada testisler 3 m boyutlarına ulaşır ve ağırlığı yaklaşık 500 kg'dır. Dişi, değişik çiftleşmelerden aldığı spermlerle doludur.

Sperm üretimi yalnızca genetik faktörlere bağlı değildir. Aynı zamanda sosyal faktörlere de dayanır. Dişi ile erkek arasında seksüel hayat açısından değişik alternatifler vardır. Monogamide dişi ile erkek arasında çoğunlukla hayat boyu bir ilişki olur. Eğer partnerlerden biri ölürse, genellikle yaşayan hayvan yeni ilişkiye girmez. Poligam hayvanlarda bir erkeğin birden fazla dişiyle ilişkisi vardır. Genç erkekler fertil hale gelince grubu terketmek zorunda kalır.

Bazı bedensel (somatik) özellikler, üreme stratejisine bağlı olarak değişiklik gösterir. Örneğin erkek goriller dişiye oranla çok daha iri ve güçlü vücut yapısına sahiptir. Bu, en iri bedene sahip olana, dişiyle ilişkiye girme yarışında, diğer erkeklere göre avantaj sağlar. Güçlü olan erkek, dişiyle beraber olur. Ancak bunun tersine gorillerin testisleri ufaktır ve deforme sperm oranı yüksektir. Dişi goriller ovulasyon belirtisi göstermezler.

Bu senaryo, poligam olan şempanzelerde tamamen faklıdır. Erkekler, dişiye oranla daha iri olsa da, bu onlara üreme sırasında ilişki girme yarışında avantaj sağlamaz. Çünkü cinsel ilişki ve üreme için esas yarış intra-vajinaldir (vajen içi). Bu nedenle testisleri çok büyük, sperm sayıları yüksek ve deforme sperm oranı düşüktür.

İnsanlar da, seksüel olarak dimorfizm (şekil farklılığı) gösterirler. Erkekler kadınlardan yaklaşık yüzde 10-15 oranında daha uzundur. Testisler ufak, ejakülatta (meninin penisten fışkırır biçimde dışarı atılması) bozuk, sperm oranı yaklaşık %40'dır. Kadınlar ovulasyon (yumurtlama) belirtilerini göstermezler.

Cinsel ilişkinin yalnızca ovulasyon döneminde olması gerekmez. Diğer yandan, göğüsler ve penis gibi son derece belirgin ikincil seks karakterlerine sahiptirler. Bu yönleriyle gorillere benzeyen insanlar "seri monogam" olarak kabul edilebilir. Belki de bu özellikleri, yüksek boşanma oranının bir açıklaması olabilir.

Amerika'da yapılan bir çalışma, son 5 yıl içinde boşanma oranının %49'dan %51'e çıktığını ortaya koymuştur. Evlilik dışı ilişki sıklığı erkekler arasında %80'e kadar çıkmaktadır. Bu oran kadınlar arasında da hemen hemen aynıdır. Bu nedenle insanlar monogam değildir. Ancak sosyal ve kültürel faktörler, tekeşli ilişkilerin tercih edildiği bir toplum düzeni meydana getirmiştir.

Evlilik sırasında erkekle kadın arasında yaş farkı gözlenmesi ve tekrar evlenenler arasında bu yaş farkının daha fazla olması, erkeklerin daha fertil kadınları tercih ettiğini göstermektedir. Bu durum "seri monogami" görüşünü desteklemektedir.

Cinsiyet Oluşumunun Üremeyle İlişkisi

Çocuğun cinsiyeti seks kromozomları dışında bazı istisnai durumlardan da etkilenebilir. Doğumdaki cinsiyet, özellikle gebe kalma zamanı ile ciddi olarak değişebilir. Menstrual siklusun (adet döngüsü) fertilizasyon (döllenme) dönemlerine göre, erken veya geç evrede gebe kalındığında daha çok erkek çocuk doğmaktadır. Bugünlerin ortasında ise, LH pikine yakın günlerde kız çocuk olma olasılığı çok daha yüksektir.

Dünya Savaşlarının doğumdaki cinsiyet oranına büyük etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Cephe görevi öncesi veya kısa süreli evde kalma sırasında cinsel ilişki oranının çok yüksek olması, LH pikinin düşük olduğu dönemlerde erken fertilizasyon oranını artırarak, daha çok erkek çocuk doğmasına neden olmuştur.

Memelilerde sperm oluşumu sırasındaki dış ortam sıcaklığı çocuğun cinsiyetini etkileyebilmektedir. Yarasa ve farelerde, ısının yüksek olması daha fazla erkek yavru, ısının düşük olması daha çok dişi yavrunun doğmasına neden olmaktadır. İnsanlarda da buna benzer bir etki gözlenebilir. Bu durum sıcaklığın sperm oluşumu üzerine etkisinin bir kanıtı olabilir.

Mevsimler de dünyadaki pek çok yaşam formu için büyük bir sorundur. Çünkü çocuğun yaşaması ısıya, su ve yiyecek sağlanabilmesine bağlıdır. Evrim sırasında bu sorunu aşabilmek için birtakım adaptasyonlar gelişmiştir. Hayvanların üreyebilme süreleri yıl içinde birkaç hafta veya ay ile sınırlandırılmıştır. Bunda amaç, yavrunun en uygun yaşam şartlarının sağlanabileceği dönemde dünyaya getirilmesidir.

Peki tüm mevsimlerde üreyebilen insanlarda durum nasıldır? Tamamen mevsimlerden bağımsız mıdır? Yapılan çalışmalar aylara ve mevsimlere göre kesin farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. Ancak değişiklikler kalıcı değildir. Bunun nedeni mevsimsel özelliği kazandıran biyolojik etkilerin sosyal etkiler sonucu ortadan kalkmasıdır. İnsanlar çevre iklim koşullarından, ısıtılmış veya soğutulmuş ortamlarda yaşayarak yalıtılmışlardır.

Sonuç

Evrim süresince insanoğlu bilişsel ve analitik yeteneklerini hayvanların düzeyinin üstüne çıkarmıştır ve diğer nesillere kültürel bilgi aktarımı artarak devam etmektedir. Ancak insan tamamen rasyonel değildir, inkâr edilemeyecek genetik kökenleri vardır. Bu genetik köken, insanın sosyal ve içgüdüsel davranışlarında (üreme gibi) etkinliğini göstermektedir. 

Zevk Duygusu İtirafı

Birçok kadın, utanç duygularının ne kadarını bırakmaları, ne kadarını saklamaları gerektiğini bilmez. Başkaları ise vücutlarını erkeğe verirler, fakat hiç bir zaman utanç duygularından en küçük bir özveride bulunmaya yanaşmaz. Bu davranışlarıyla kocalarına kendilerini daha çok beğendireceklerini ve bunun daha kibarca olduğunu sanırlar.

Kadın, evliliğin ileri yıllarında da bu davranışta diretirse, yalnızca kocasının gözünde çekiciliğini yitirmekle kalmaz, kendi orgazma ulaşma yeteneği de gitgide azalır.

Genellikle kendini beğenmiş erkekler, evliliğin başlangıcında eşlerinin duygularını hiçe sayar ve cinsel yaşamı kendi isteklerine göre düzenler. Fakat erkek, kadının duygularını tanımaz ve bencilce cinsel yaşamı sürdürürse, bunun suçunu bir dereceye kadar kadında da aramak gerekir; erkek, eşinde zevk duyguları uyandırmak için uğraşmıştır, fakat kadın bu çabalara karşı bir tepki göstermemiştir.

Evlendikten bir veya iki hafta sonra, kadın, genellikle kocasının okşamaları ya da cinsel ilişki sırasında, orgazma ulaşmasa bile zevk alır. Bununla birlikte, davranışlarına çok dikkat eder ve sanki zevk almıyormuş gibi görünür. Zaman zaman duygularını saklamaya çalışır ve birleşim sırasında ışığı söndürmek ister.

Kadınların çoğu olumsuz yanıt vermenin kadınca bir davranış olduğuna inanır: Erkek, "nasıldı?" diye sorunca, "bilmem ki", diye karşılık verirler. Bu böyle devam ettiği sürece, kadınla duyduğu zevki paylaşmak isteyen ortalama erkek, bu çabalarını bırakacak, sadece kendi zevkini düşünecektir.

Kadın, kocasının saygısını ne kadar kazanmak isterse, kocasının onda uyandırmayı arzuladığı zevki tattığını, dürüstçe göstermelidir. Kadının değişik tepkileri yalnızca erkeği uyarmakla kalmayacak, birçok tekniği denemek istemesini, eşine güvenmesini de sağlayacaktır. Kadın, zevk aldığını refleksler ve sarsılmalarla göstermeli, belirli bir uyarılmayı beklediğini eşine duyumsatmalıdır. Erkeğin ihtiraslarına doğal olarak karşılık veren kadın, kendi uyarılmasını da artıracaktır.

Zifaf Gecesi Seçimi

Eski Japonlar zifaf gecesini, gelinin adet kanamasından hemen sonraya ya da onun hemen gebe kalması isteniyorsa, yumurtlama günü civarına rastlatırlardı. O zaman kadının doğum makinesi şeklinde görülmesi doğal bir durumdu.

Fakat günümüzde, genç evliler yeni evliliklerinin tadını çıkarmak istiyorlarsa veya her ikisi birden çalışacaklarsa, zifaf gecesini bu günler içinden seçmek yanlıştır. Böyle önemli bir günün eski geleneklere bağlı kalınarak seçilmesi durumunda, ilk gebelik çoğunlukla çocuk aldırmakla son bulacaktır ve ne yazık ki, öyle olmaktadır. Eşlerin doğum kontrolü hakkında açık açık konuşması evliliğin ilk gecesinde, çok zor bir durumdur.

Ben, zifaf gecesini, beklenen adet kanamasından önceki son haftaya rastlatmanın en uygun zaman olacağı görüşündeyim. Eğer olanaklıysa genç kız evlenmeden önce bazal ısısını ölçmeli, yumurtlamanın zifaf gecesine kadar tamamlandığından emin olmalıdır. Aşağı yukarı bir hafta sonra genç evliler balayı seyahatinden dönecek ve büyük yaşantıya alışmış olacaktır. Bu sıralarda kadında evliliğin ilk kanaması olacaktır. Böylece yeni evliler için bir değişiklik oluşacak, ellerine aile planlaması veya doğum kontrolünün önemi hakkında konuşma olanağı geçecektir.

Bu şekilde genç evlilerin ilk çocuklarına istemeden, sahip olmaları önlenecektir.

Birçok yeni evli, benim önerdiğim, zifaf gecesini seçmek yöntemini başarıyla uygulamıştır. Bir zamanlar eski tip anneler, geleneksel yönteme göre kızlarını evlendirmek isterdi; "kızımı temiz olduğu zaman evlendirmek istiyorum", derlerdi. Buna göre, kanamanın bitiminden sonra kız temiz oluyordu. En büyük saçmalıktır bu. Yoksa ihtiyar anne, evlenen kadında bir daha adet kanaması olmayacağını mı düşünmektedir? Kızın kanamadan önce veya sonra evlenmesinin ne ayırdı var?

Önemli olan, olanaklı olduğu kadar uygun bir günün evlenme günü olarak seçilmesidir. Birçok durumda yeni evliler, kör inançları olan anne-babaların sözlerine kanmıştır. Bunun sonucu da, evlendikten hemen sonra bir çocuklarının dünyaya gelmesi olmuştur. Birçok durumda genç kadınlar bu durumda Japon kanunlarının izin verdiği, çocuk aldırmak olanağına başvurmaktadır. Fakat gerek tıp açısından, gerekse psikolojik yönlerden, çocuk aldırmanın tehlikeleri ne kadar çok ihtar edilirse edilsin, gene de az şey söylenmiş demektir.
 

Kadınizm

Kadınizm (Womanism) feminist yazar Alice Walker tarafından özellikle Afrikan Amerikan Feminizmi için tanımlanan ancak sonradan ırk ve sınıf ayırımlarını aşan feminizmin bir versiyonudur.

Walker ilkin terimi ``In Search of Our Mothers' Gardens: Womanist Prose`` adlı şiir külliyatında kullanmıştır. Bu terime duyulan ihtiyacın sebebi ev alanından çalışma alanına yönelmek gibi sosyal değişimleri savunan özellikle beyaz kadınlar tarafından yönlendirilen ilk feminist hareketlerden doğmuştur. Bu feminist gündem çoğu kadının ev hanımları olmadığı ve kendi ailelerini desteklemek için hayatları boyunca çalıştıkları gerçeğinin farkında değildi. Özellikle Afrika asıllı Amerikan kadınları çalışan kadınlardı fakat bu kendi seçimlerinden doğmamaktaydı. Sivil Haklar Hareketi, Afrikalı Amerikan erkeklerine verilecek eşitlik üzerine yoğunlaşmıştı fakat kadınlar arka planda kalmışlardı.
 

Lezbiyen Feminizm

Lezbiyen feminizm 1970'lerde ve 1980'lerin ilk dönemlerinde popülerliği artan lezbiyenliğin feminizmin mantıksal sonucu olduğu görüşünü savunan feminist bir ideolojidir. Feminizme kara çalmak isteyen kimseler aynı iddiayı feminizmi gözden düşürmekte kullansalar da lezbiyen feministler feminizmin bu türünü lezbiyenliğin yayılmasının bir yolu olarak ortaya atmaktadırlar.

Feminist olan tüm lezbiyenleri lezbiyen feminizm ile karıştırmamak gerekir. Lezbiyen feminist olmak tüm feminist olan lezbiyenlerin üzerinde fikir birliği etmediği özel bir ideolojiye bağlı olmaktır.

Lezbiyen feminizmin en önemli iddiası ve temeli, tüm kadınların enerjilerinin büyük bir kısmını kadın hareketine destek vermek ve sevgi duymakta kullanmaları için lezbiyen olmaları ve olabilecekleridir. Lezbiyen feministler, erkeklerle cinsel ilişki kurmaya devam etmenin, ayrımcı yasaların kadınları erkek partnerleri kadar kazanmalarına engel olmasına veya hatta iyi nitelikleri için gereken yeterli ödemeyi alamamalarına, evli kadına baskı uygulamakta kullanılan ve onun kariyer yapmasını engelleyen tam gün bebek bakıcılığı yaptırılmalarına ve ev hanımlarını erkeğe ekonomik bakımdan bağımlı kılmaya sebep olan baskıcı heteroseksüel modele yakalanmak anlamına geldiğini iddia etmektedirler. Hatta erkeklerle cinsel ilişkiye giren biseksüel kadınlar dahi erkek partnerlerini tertekmeleri için lezbiyen feminizm tarafından tamamen kadınlarla cinsel ilişki kurmaya teşvik edilmektedirler.

Kadın üreme organları

Kadın üreme organları (genital organlar) dışta yer alanlar ve içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. İç genital organlar kadın iskeletinde bacakların hemen üzerinde yer alan leğen kemikleri ve bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatının (Latince "pelvis") içinde koruma altına alınmışlardır.

Kadın ve kemik çatı
Kadın doğası gebe kalmaya, rahim içinde gelişmekte olan bebeği büyütmeye ve nihayet olgunlaşmış bebeği dünyaya getirmeye göre düzenlenmiştir. Bu görevleri yerine getirmek amacına yönelik olarak kadının kemik çatısı erkeğin kemik çatısına göre belirgin farklılıklar gösterir:

1) Erkeğin leğen kemiklerinin yapısı daha çok ağır yük taşımaya yönelikken, kadının leğen kemiklerinin yapısı bebeğin başının doğum esnasında leğen kemikleri tarafından oluşturulan doğum kanalına girmesine yöneliktir.

2) Erkeğin leğen kemikleri alt açısı dar, kadının leğen kemikleri alt açısı bebeğin doğum kanalından dışarıya rahatça çıkabilmesine olanak tanımak için geniş açılı olarak yapılandırılmıştır.

3) Kadının kemik yapısının üzerinde yer alan kaslar ve bağlar bebeğin doğum kanalından geçerek dış dünyaya çıkma sürecinde ona mümkün olan en geniş alanı sağlamak amacına yönelik olarak gevşemeye elverişli olarak yapılandırılmışlardır. Erkeklerin leğen kemikleri daha çok yük taşımaya elverişli olacak şekilde biçimlendirildiğinden kaslar ve bağlar çok fazla gevşeme göstermezler.

Anatomisi
Dış genital organlar (Vulva)

Kadın dış genital organları vücudu örten cilt tabakasının bir devamıdır ve kadın iç genital organlarına giriş kapısını, bebeğin doğduğu "doğum kanalından" çıkış kapısını oluştururlar. Dış genital organlara topluca vulva adı verilir.

Vulva; kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte çatıyı oluşturan leğen kemiklerinin birbiriyle orta hatta birleştiği bölgenin oluşturduğu kabarıklık olan pubis tepesi, altta anüs ve yanlarda büyük (dış) dudaklar adı verilen yapılarca sınırlanan bölgedir.

Pubis tepesi cilt ve altında yağ dokusu içerir, üzeri genital kıllarla kaplıdır. Pubis tepesinin hemen altında klitoris bulunur. Dış genital organların bir tabaka altında kadının doğum yapmasında, idrar ve dışkı çıkışı gibi işlevleri istemli olarak yürütmesinde önemli yeri olan kaslar bulunur. Bu kaslara topluca pelvis tabanı kasları adı verilir.

* Dış dudaklar (Labia majör) : Vajina girişini sağlı sollu örten yapıların en dıştaki kısmıdır.

* İç dudaklar (Labia minör) : Sağ ve sol labium majörün iç kısmında bulunan yapılardır.

* Vajina girişi : Labium minörün hemen iç kısmından başlar ve kızlık zarından sonra vajinayla devam eder.

* Kızlık zarı (Hymen) : Hymen olarak da adlandırılan bu yapı, ince olmasına karşın nispeten esnektir. İlk girilen ilişki ya da herhangi bir zorlamayla yapısı bozulur.

* Bızır (Klitoris) : Erkekte "penis başı"nın kadındaki karşılığıdır. Aynen erkekteki sünnet derisi gibi üzeri deri ile örtülüdür.

* İdrar deliği : Mesanenin devamında yeralan boru şeklindeki üretra(idrar yolunun) son kısmı idrar boşaltım sisteminin son basamağını oluşturur.

* Perine

* Makat (Anüs): Kalın barsağın bu son kısmını oluşturan açıklık.

* Salgı Bezleri: Dış genital bölgenin kurumasını önlemek ve cinsel ilişkide gerekli kayganlaşmayı sağlamak işlevini yürüten birkaç adet salgı bezi vardır. Bunlar arasında en önemlileri idrar çıkış deliğinin yanlarında yer alan Skene bezleri ve vajina girişinin yakınında sağlı sollu yer alan Bartholin bezleridir.

İç genital organlar
İç genital organlar penisi içine kabul eden vajinayla başlar, rahim içine giriş kapısı olan ve aynı zamanda sperm için bir depo görevi üstlenen rahimağzıyla , bebeğin büyüyerek geliştiği ve gebe olunmayan dönemlerde adet kanamasının oluştuğu rahim ile devam eder, buradan sağlı sollu rahimin her iki yanında boynuz gibi yer alan Fallop tüplerine uzanır ve her bir Fallop tüpü, uçlarında bulunan saçaklarıyla yumurtalıklarla yakın temas eder.

* Vajina (Hazne): Rahim ile dış ortam arasındaki bağlantıyı sağlayan boru şeklinde, esneme yeteneği çok gelişmiş bir organdır. Cinsel ilişki bu bölgede olur. Doğumda bebek buradan geçerek dünyaya gelir, doğum sonrası çok hızlı bir biçimde eski halini alır.

* Üretra (idrar yolu)

* Fallop tüpü : Sağlı sollu ve adeta birer boynuz gibi uterus (rahim) yanlarında yeralan yapılardır.

* Rahimağzı : Döllenen yumurta hücresi uterus içinde yeralan bu boşlukta en "verimli" bulduğu bölgeye yerleşir ve çoğalmaya başlar.

* Rahim (Uterus): Döllenme sonrası yumurtanın yerleştiği ve gebeliğin oluştuğu yerdir.

* Endometrium boşluğu : Bebeğin geliştiği bölgedir.

* Tüpler (Rahim kanalları) : Vajinaya atılan meninin rahim ağzından içeri girerek yumurtaya ulaşmasını sağlayan yapılardır.

* Yumurtalıklar (Ovaryum) : Rahmin her iki yanında yer alan iki adet organdır. Yumurta üretimi ve kadınsal hormonların üretiminden sorumludur.

Klitoris

Klitoris, kadınlarda vajinanın üstünde bulunan bir cinsel organdır. Erkek penisinin küçük boyutlusu gibidir. Ancak erkeklerdeki gibi işeme fonksiyonu olmadığından başlıca işlevi cinsel haz alınmasıdır. Üzerinde pek çok sinir hücresi olduğundan uyarılması cinsel haz verir.
Afrika'da bazı ülkelerde klitoris sünneti ile yılda 2 milyon kadın bu işlevden yoksun bırakılmaktadır.

Vajinaaaaaaaaaa ???????????????????????????

Vajina ya da vajen, vajina/vajen girişi ile başlayan ve uç kısmında rahimağzının yer aldığı içi boş silindir şeklinde ve normal halde yaklaşık 7-10 santimetre uzunluğunda, 3 santimetre genişliğinde bir yapı.
Vajina/vajen girişinde bulunan Bartholin adı verilen salgı bezleri cinsel ilişki sırasında vajina girişinin ve vajina duvarlarının kayganlaşmasını sağlar.
Normalde ön ve arka duvarları birbiri üzerine katlanmış olarak duran bu yapı, doğum eyleminde doğum kanalının yumuşak kısmının yapısında yer alır ve bebeğin başının geçmesine müsaade edecek kadar esner.
Vajen yüksek derecede esneyebilme yeteneğine sahip bir organdır. Bu özelliğini üç katmanından orta katmanını oluşturan kas katmanına (miyometriyum) borçludur. Cinsel ilişki esnasında genişliğini ve uzunluğunu duhul olan (giren) penisin çapına ve uzunluğuna göre belli oranlarda arttırabilmektedir.

Seksin sınırsız nimetleri

Seks sadece zevk kaynağı mıdır? Hayır! Seks, yaşamdır, paylaşımdır, öğretidir, sağlıktır. Daha uzun ve kaliteli yaşam için bir anahtardır. Sadece bedeni değil, ruhları ve kalpleri de birleştirir.
Seks sadece büyük bir zevk kaynağı değildir. Yaşamımıza renk getiren, yaşamı paylaşmayı öğreten bir ilişkidir. Seks, sağlığımız açısından da çok önemlidir, düzenli bir seks yaşamı, cinsel dürtüleri tatmin eder ve cinsel düzensizliğin getireceği stres, sinirlilik ve huzursuzluktan korur, zinde tutar.

Anılar tazelenir
Seks, çok geniş bir kavramdır. Sadece cinsel organların birbirlerine değmesi, uyarması ve orgazm yaşanması, tek başına seks değildir. Eşler birbirlerine daha çok bağlanır, birbirlerini daha çok düşünür ve uyum içinde olurlar. Daha önce yaşadıklarını konuşur, zihinlerindeki hoş, birleştirici anıları tazelerler.

Kalpleri birleştirir
Seks sadece bedenleri değil, ruhları ve kalpleri de birleştirir. Özellikle kadında seks isteği bir fiziksel aktiviteden çok, ruhunu doyurmak amacı ile kendine gösterir.

Toleransı artırır
Duygularını partnerine sevgi dolu sözlerle aktarmak, eşler arasında var olan toleransın da artmasına neden olacaktır. Seks, kadının da erkeğin de birbirine karşı daha hoşgörülü olmasını sağlayacaktır.

İlişkiyi sıklaştırır
Cinsellikte, egoizmin ortadan kalkması, bütün ortak konularda daha açık ve paylaşımcı eşler yaratır. Eşlerin birbirlerine karşı olan bu yaklaşımları ve duydukları mutluluk cinsel uyarılma açısından da büyük önem taşır. Her iki eş de bu kadar mutlu oldukları bir ilişkiyi sık sık yaşamak isteyeceklerdir. Açık ve mutlu bir ilişki eşleri, "Onu nasıl daha mutlu edebilirim?" sorusunu sormaya ve yeni fanteziler üretmeye yönlendirecektir.
Bilgi paylaşımı artar
Eşlerin cinsellik konusundaki bilgileri, eşler arasındaki ilişkilerin başarısı ve çeşitliliği açısından önemlidir. Burada vurgulamak istediğimiz, eşlerin ne kadar çok cinsel deneyimi varsa veya ne kadar çok cinsel yöntem biliyorsa, o kadar başarılı oldukları değildir. Her çift, yaşadıkları kültüre göre bilgi edinecekleridir. Önemli olan bilgilerini geliştirmek için kaynaklara başvurmaktan çekinmemeleridir. Eşinin karşısına, değişiklik olsun veya ilgi çeksin diye siyah deri seksi elbiselerle çıkarsa belki de eşinin içinde büyük bir soğumaya neden olabilir. Bu nedenle, eşler kendi kültürel yapılarının izin vereceği değişiklikleri kendileri bulmalıdır. Ancak bu konudaki kaynaklar, onlara fikir verebilir.

Mutluluğu getirir
Cinsellikte atılacak bütün adımlar yakınlaştırıcı olmalıdır. Eşler, seks yaşamlarını ilgilendiren konularda çok dikkatli seçimler yapmalıdır ve eşlerinin düşüncesini mutlaka sormalıdır. Düzenli ve mutlu bir cinsel yaşam, sağlık, mutluk ve huzur getirecektir.
 

Yatakta daha iyi olmak elinizde!

Yatakta yeteri kadar iyi olmadığınızı mı düşünüyorsunuz? Cevabınız 'evet'se onu baştan çıkarmanıza yardımcı olacağını düşündüğümüz ipuçlarına hemen göz atmaya başlayın…
Sevişirken sesini duyur!

Bir erkeği yatakta en çok mutlu eden şeylerden biri sizin tahrik olmanız ve sevişmeden onun kadar zevk almanızdır. Onun sizi tahrik ettiğini hissettirmek için sevişirken çıkardığınız seslerle onu yönlendirin. Yaptığı şeylerden hoşlanıp hoşlanmadığınızı anlaması için bu seslere ihtiyacı var.

Karanlık oda

Erkeğin karanlıkta sevişmek istemesi sizi tüm çıplaklığınızla görmek istemediği anlamına gelmez. Karanlık bir ortamda normal şartlarda fark edemediği özelliklerinizi keşfetme olanağı verin ona. Teninizin bu kadar yumuşak olduğunu daha önce hç bu kadar yoğun hissedebilmiş miydi?

Alarm saati siz olun

Yumuşak öpücüklerle uyandırılmaktan hoşlanmayan yoktur öyle değil mi? Gününün güzel geçmesini istiyorsanız sabahları saatin alarmı çalmadan onu öperek uyandırın.

Kıyafetlerini giyin

Erkekler kendi giysilerini giyen kızlara bayılır. Seviştikten sonra geceliğiniz yerine onun tişörtlerinden birini giyin. Bu halinizle onu daha çok etkileyeceksiniz inanın.

Vücut bakımı

Banyodan çıktıktan sonra vücudunuza nemlendirici bir krem sürün. Erkekler ipeksi ciltlere bayılır. Bırakın gece boyu elleri yumuşak teninizde dolaşsın. Bu deneyim ikiniz için de çok etkili olacak.

Ön sevişmeyi uzatın

Rutini bozun ve orgazma ulaşmak için acele edeceğinize ön sevişmeyi uzatarak her şeyi ağırdan alın. Erkekler ön sevişmeye bayılır. Durum böyleyken seksten alacağınız zevki ikiye katlamamanız için hiçbir neden yok öyle değil mi

Tutkulu seksin altın tüyoları

Heyecanlı, sınırsız, alabildiğine tutkulu bir seks... Öyle ki ateşi ile sizi sarmalarken sevgilinizle hayatın daha yaşanılası olduğunu keşfediyorsunuz. Eğer en mükemmeli istiyorsanız her yeni adımda ona daha çok yaklaşmalısınız.
* Mümkün olduğunca çabuk, seksi gecelikler edinin. Eğer tutkulu bir gece yaşamak istiyorsanız eskimiş, çocuksu pijamaları onun yanında asla giymemelisiniz.

* Bütün iç çamaşırlarınızın beyaz ve pamuklu olmasına özen gösterin. Bu sizi masum ve bir o kadar da seksi gösterecektir. Sevgilinizin vamp bir görüntüden hoşlanmadığını biliyorsanız siyah, dantel ve ince iç çamaşırlarınızdan vazgeçin.

* Çok dar elbiseler giymeniz belki de ona seksi gelmeyecektir.

* Eve gelir gelmez oldukça yumuşak ve sıcacık bir öpücükle karşılayın onu. Bu öpücüğünüz 30 saniyeden az olmamalı.

* Onunla her konuştuğunuzda ellerine, ensesine ve kalçalarına dokunmaya özen gösterin. Unutmayın kimi zaman vücut diliniz, sözlerinizden bile daha etkili olabilir.

* İstiridye ve şampanya eşliğinde yenen bir yemek, onun seks isteğini harekete geçirici olağanüstü bir etki yaratabilir. Siz ise kendinizi şeftali ve bir parça çikolatanın afrodizyak etkisine bırakın.

* Şiddetli bir kavgaya başladığınızda, bu kavganın tutkulu ve heyecan dolu bir seksi beraberinde getireceğinin sinyallerini vermelisiniz.

* Fırsat bulduğunuz her an, mümkün olduğunca yakın dans edin. Bedenlerinizi müziğin kıvrak ritmine bırakmanız, birbirinize olan arzunuzu da arttıracaktır.

* Güzel bir yemek ve tenlerinizi bütünleştiren danstan sonra mükemmel bir seks için kendisini hazır hissetmelisiniz.
* Oturma odasında giysilerinizi bile çıkartmadan, onunla sevişmeye başlayın. Büyük bir sandalye başlangıç için uygun bir mekan olabilir. Eğer sandalyede rahat edemiyorsanız, odanın başka bir köşesini tercih edebilirsiniz. O anda bu deneyimi sanki daha önce hiç yaşamamış gibi düşünmelisiniz.

* Oturma odasında başlattığınız seksi, yatak odasına taşıyın. Birlikte yatağa uzanın ve ona en çılgın fantezinizi anlatın. Mesela bir partide, karanlık bir köşede üstelik herkesin bakışları arasında seviştiğinizi söyleyebilirsiniz. Bu oldukça hoşuna gidecektir.

* Sevişmek için tekrar hazır hale geldiğinizde bu dakikaları nasıl daha fazla uzatabileceğinizi, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi nasıl davranacağınızı düşünün.

* Çırılçıplak birbirinize sarılarak uykuya dalın. İlişkinizi daha seksi kılmanın en önemli adımı budur.

* Sabah uyanır uyanmaz konuşmayın. Sadece birlikte duşa girmeyi deneyin. Eğer küvetiniz darsa fazlasıyla şanslısınızdır demektir.

* Onun sakal tıraşını siz yapın. O da sizin saçlarınızı tarasın.

* Birlikte giyinmeye başlayın. O pantolonunun fermuarını çekmeden önce birbirinize dokunun. Bu, gün boyunca birbirinizi arzulamanız için en ideal yol.

* Eğer günü ayrı geçiriyorsanız, ona geçirdiğiniz gecenin bütün detaylarını anlatan bir e-mail yollayın.

* Eğer günü beraber geçirecekseniz, yatağa geri dönün ve onu çıldırtmayı sürdürün.

Kadınların arzularını kamçılayanlar

Uyarılmak sadece erkeklere özgü bir duygu değil! Kadının arzularını kamçılayan afrodizyaklar da var. İşte size kadının gizli noktalarını tanıma fırsatı...
Fıkır fıkır bir Latin müziği eşliğinde yapılan dans, lüks ve ihtişam içinde yaşanan bir hayat, erkeksi kalın bir ses tonu kadını çıldırtan etkenlerin sadece birkaçı... Uzmanlara göre, bir kadını baştan çıkaran, cinsellik güdülerini harekete geçiren uyarıcılar şöyle sıralanıyor:

İlle de tango
Dans etmek, zaten erotizmi çağrıştıran bir aktivitedir. Özellikle de Güney Amerika dansları, kadın ve erkekten oluşan çiftin kıvrak hareketlerinden oluştuğu için cinsel sinyaller yayar. Fakat bu dansların içinde tango çok özel bir yere sahip. O, Arjantin'in dünyaya en güzel armağanı. Soylu, duygusal, ateşli, tutku dolu, vahşi ve kıpkırmızı... Tam bir afrodizyak.

Lüks hayat
Kadınlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar lüksü severler. Altınlar, pırlantalar, kristaller, mücevherler, pahalı arabalar, kürkler, görkemli evler ve yüzme havuzları onları her zaman etkiler. Bunlar bakma, dokunma ve kendini kaybetme isteği uyandıran detaylardır. Onlara sahip olsalar da olmasalar da.

Parfümü azımsamayın

Parfümler, uyarıcılar arasında vazgeçilmez bir yere sahiptir. Çiçeksi olanlar masumiyetin erotizmini, baharatlı ve keskin olanlar şehveti ve vahşi seksi, kadınsı olanlar ise dişi bedeninin o kendine özgü cinselliğini yansıtırlar. Kadının kendini seksi hissetmesi için seksi bir koku sürmesi yeter de artar bile. Üstelik kokusuyla yarattığı hava yalnızca kendisinde değil, erkeklerde de cinsel çağrışımlar uyandırır.
Brezilya büyüsü
Eskiden çılgın aşkların ve erotizmin tapınağı İtalya olarak kabul edilirdi. Tabii bunda İtalyan erkeklerin de büyük payı vardı. Oysa artık seksin merkezi Brezilya. Sıcak iklimiyle, müziğiyle, dansıyla, buram buram cinsellik kokan tropik havasıyla kadınları müthiş tahrik ediyor.

Şampanya kadehi
Kadınlar erkek vücudundan hoşlanmalarına rağmen, biçimi kendi vücutlarına benzeyen objeleri görünce seksi hatırlıyorlar. İnceliğin ve zarafetin sembolü olan şampanya kadehleri onlara romantizmi ve ateşli geceleri çağrıştırıyor.

Bronz ten uyarır
Güneşin sarı-sıcak ışığını anımsatan, buğday rengi bir tene hiçbir kadın dayanamaz. Süt beyazı bir erkek vücudu ise çoğu kadına itici gelir. Bronz ten, kadınlarda dokunma isteği uyandırıyor. Bütün bir yaz mevsimini plajda kavrularak geçirmelerinin sebebiyse, aynı isteğin erkeklerde de olduğunu düşünmeleridir.

Seks romanları
Seks, ten temasından önce kelimelerle başlar ve bu da erotik romanları kadınların gözünde çok 'iştah açıcı' hale getirir. Bu romanlar seksi sözcüklerle dile getirerek okurların hayal güçlerini harekete geçirir, fantezilerini ateşler ve anlatılan sevişmeyi kafalarında canlandırmalarını sağlar.

Erkeksi ses
Kadınlar tüm duyu organlarıyla yaşar demiştik. Tarkan'ı seyretmekten haz alırlar, kremalı çilek yemekten, güçlü kaslara dokunmaktan da. Tok ve davudi sesli bir erkeğin onlara anlattıklarını da dinlemekten aynı derecede haz alırlar. Çoğu zaman böyle bir ses görüntünün dahi önüne geçer.
 

Hakkımda

Türkiye
hipnoz ülkemizde daha anlaşılmadını düşünüyorum aslında hipnoz suanda düyada yaygın şekilde kullanılıyor diş hekimleri pisgoloklar artık hipnozun bilincindeler tedavisi zor olan vajinusmuda hipnozun sayesinde biçok ayleler mutluluu yakaladılar yazılar zizi aydınlatdı ise yorumlarınızı bekliyorum saygılarımla